|
ALKALİ-SİLİKA REAKSİYONU
Betonarme veya beton yapı elemanlarının zamanla bozulup işlevlerini beklenen
servis ömürlerine ulaşamadan yitirmelerine birçok faktör sebep olabilir. Yapı
elemanının durabilitesini belirleyen etkenler arasında beton bileşimini
oluşturan malzemelerin fiziksel ve kimyasal yapısından kaynaklanan iç etkiler ve
çevreden kaynaklanan dış etkiler sayılabilir. Bazı durumlarda, beton bileşimini
oluşturan malzemelerin kendi aralarında veya çevreden gelen zararlı maddelerle
kimyasal reaksiyonlar yapabildiği, böylece yapının yada yapı elemanının hacim
sabitliğinin bozulması nedeniyle zarar görebildiği bilinmektedir. Alkali-Silika
Reaksiyonu, bu tür kimyasal bozulma nedenlerinden biridir. [K. TOSUN, H. YAZICI,
B. BARADAN,2000]
1920’li
ve 1930’lu yıllarda ABD, Kaliforniya’daki beton yapılarda nedeni belirsiz çatlak
oluşumlarına bağlı yıkımlar rapor edilmiştir. Beton malzemelerin standartlara
uygun olmasına rağmen, yapım yılını takiben birkaç yıl içinde çatlaklar
oluşmuştur. Genellikle harita çatlağı şeklinde görülen sorun bazen de
çatlaklardan jel çıkışı, betonun patlaması gibi belirtiler de göstermiştir.
Stanton, 1940 yılında çatlamanın (daha sonra Alkali-Silika Reaksiyonu olarak
adlandırılan) kimyasal bir reaksiyonun sonucu olduğunu açıklamıştır. [F.BEKTAŞ,]
Gerek
ülkemizde gerekse diğer ülkelerde birçok betonarme yapıda hasarlar meydana
getiren ASR, oldukça kompleks kimyasal bir reaksiyondur. Bazı çimentoların
içinde fazla miktarda bulunan sodyum oksit (Na20) ve potasyum oksit (K20) gibi
alkali oksitler beton gözenek suyunda çözülerek sodyum hidroksit (NaOH) ve
potasyum hidroksit (KOH) oluştururlar ve aktif silis içeren agregalarla
reaksiyona girerek, zamanla betonu çatlatan bir jel oluşumuna sebep olurlar.
Reaksiyonun neden olduğu genleşme belli bir sınırı aştığında beton için
potansiyel bir tehlike oluşturur.[A. M. NEVILLE]
Çimento,
hammaddesi en kolay ve bol bulunan bir ürün olarak bilinir. Özellikle ülkemizde,
hemen hemen her bölgede çimento temel hammaddesi olan kalker ve kile rastlamak
mümkündür. Ancak doğada bulunan bu maddelerin hiçbiri ideal bir klinker üretimi
için istenilen özelliklere uygun olmadığı gibi, hiçbir zaman sürekli bir homojen
yapı göstermezler. Bilindiği gibi çimento fabrikalarında günde binlerce ton
kalker ve kil kullanılır. Bu çapta bir madde akışı içinde ocaklarda seçme,
ayırma ve kontrol olanakları son derece sınırlı kalır.
Ocaklardan doğrudan alınan hammaddelerde, içinde klinker üretimi için sakınca
yaratabilen birçok bileşen bulunabilir. Genellikle sediman bir oluşum olan kil
mineralleri içinde magnezyum oksit, sülfat, klorür, serbest silis (kuvars),
sodyum ve potasyum oksitlerine rastlanabilir. Hammadde içinde fırına giren bu
bileşimler klinker oluşum reaksiyonlarına katılmazlar. Ancak pişirme, öğütme ve
üretilen çimentonun hidratasyonu sırasında çeşitli sakıncalar yaratırlar.
Hemen
hemen bütün kil mineralleri içinde alkali oksitlerine ve klorür tuzlarına
rastlanır. Bu bileşenlerin çimento içinde belli değerlerden fazla bulunması
istenilmez. Hatta normal değerlerde bulunması halinde bile, özellikle ön
ısıtmalı klinker üretim sistemlerinde büyük sorun yaratırlar. En uygun hammadde
kullanımı halinde bile
alkali
oksit ve klorür etkilerinden tam olarak kurtulmak söz konusu olmadığına göre, bu
bileşenlerin zararlı etkilerinden kurtulmak için özel önlemlerin alınması
gerekir.
Pratikte
çimento içinde bulunan alkali oksit yüzdesi büyük önem taşımaktadır. Ülkemiz
standartlarında herhangi bir sınır değer bulunmamakla beraber, ASTM
standartlarında çimento içindeki toplam alkalinite yüzdesinin % (Na20+0,658 K20)
0,6 ‘dan fazla olmaması şartı bulunmaktadır. [B. Ö. ŞENSÖZ, S. YALÇN,2001]
2.
ALKALİ-SİLİKA REAKSİYONU MEKANİZMASI
ASR’nin
oluşabilmesi için agregada reaktif silika formları, yeterli miktarda alkali ve
ortamda nem bulunmalıdır. Bu koşullardan herhangi biri olmazsa ASR nedeniyle bir
genleşme de olmayacaktır. ASR basitçe iki aşamada görülebilir;
1.
Alkali + Reaktif Silika > Alkali-silika jel ürünleri
2.
Alkali-silika jeli + Nem > Genleşme
Reaksiyonun oluşabilmesi için çimento alkali içeriğinin “eşdeğer Na20” değeri
olarak % 0,6 değerini aşması gerekir. Portland çimentosunun toplam alkali
içeriği sodyum oksit eşdeğeri olarak şu ifade ile hesaplanmaktadır; [Thomas
Telford Ltd.]
(Na20)e
= Na20 + 0,658 K20
Çimentoda bulunan sodyum ve potasyum oksitler çimentonun hammaddelerinden (kil,
kireçtaşı, şeyl vb) kaynaklanır.Ayrıca alkaliler, çimento dışında; agrega,
karışım suyu, beton katkı maddeleri, buz çözücü tuzlar, zemin suyu, beton kür
suyu ve endüstriyel atık suları aracılığıyla beton bünyesine girebilirler. [A.
M.
NEVILLE]
Genelde
sadece çimento ve çimentolanma özelliği olan malzemelerin alkalinitesi göz önüne
alınmaktadır. Ancak, betona katılan kimyasal yada mineral katkılar alkali
içeriyorsa gelen ilave alkali miktarı gözönüne alınır. Beton içine alkali girişi
sadece çimentodan kaynaklanıyorsa alkali içeriği şu ifade ile hesaplanabilir;[
M.KALMIŞ, N.GUNGOR, S.ERIBOL]
[Çimentonun alkali %] x [Çimento dozajı (kg/m3) 1 = Betondaki alkali miktarı
(kg/m3)
Betonun
alkalinitesi arttıkça ASR potansiyeli de artar. Alkali hidroksit çözeltisi,
reaktif agregalarla kolayca reaksiyona girer. Yüksek konsantrasyonl u alkali
çözeltide, silikanın kararlı formları bile güçlü silikon bağlarının kırılması
nedeniyle reaksiyona girebilir. Agreganın reaktifliği arttıkça daha düşük
alkalili çözeltilerde bile jel reaksiyonu oluşabilir. Silika mineralleri
reaktiflikleri açısından opal, kalsedon, kristobalit, kriptokristal kuartz
olarak sıralanabilir. Bu minerallerden bir veya birkaçının birarada bulunduğu
kayalar arasında, opal, kalsedon, kuartz çörtleri, silisli kireçtaşları, silisli
dolomitler, riyolit ve tüfleri, dazit ve tüfleri, silisli şeyller, filitler,
opalli oluşumlar, çatlamış ve boşlukları dolmuş kuartzlar sayılabilir.[ Thomas
Telford Ltd.]
ASR’nin
genel mekanizması bilinmekle birlikte, beton üzerine yapmış olduğu etkiler henüz
tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. Orneğin çimento alkalinitesi belli bir değere
erişince betonda şişme görülmekte, fakat alkalinite ile doğru orantılı olarak
artmamaktadır. Buna karşılık çimento dozajının artışı, şişmenin de artmasına
neden olmaktadır. ASR için mutlaka suya ihtiyaç olduğu halde, su içinde
bekletilen betonlarda şişme meydana gelmemektedir. Maksimum şişme betonun doygun
rutubetli atmosferde tutulması halinde görülmektedir. Reaktif agreganın inceliği
reaksiyon hızını arttırmakla beraber, yüksek incelikte olan mineraller her zaman
aynı derecede şişmeye neden olmamaktadır. Beton yapının poröz olması halinde,
oluşan alkali silikat jeli beton boşlukları içine dolarak betonda herhangi bir
şişme meydana getirmemektedir.[ B. Ö. ŞENSÖZ, S. YALÇIN,2001]
ASR’nin
oluşumuna neden olan bir diğer koşul olan nem, bozulmanın ve hacim
değişikliğinin şiddeti üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. ASR, yanlızca nem
varlığında gerçekleşir. Nem, alkali iyonlarının yayılmasına, oluşan jel ise su
emerek şişip genişlemeye ve betonda içsel çekme gerilmelerinin doğmasına böylece
agrega ile onu çevreleyen çimento harcının çatlamasına neden olurlar. (Fotoğraf
2.1.) Çatlamadan sonra ortama giren su, jelin emebileceğinden fazla olursa bir
miktar jel dışarı sızar, bu durum ileri düzeyde bir hasarın kanıtıdır. Su,
ASR’de iki rol üstlenmiştir, taşıyıcılığın yanısıra jelin büyümesini de sağlar.
Betonun kurutulması ve ileride su ile temasının önlenmesi reaksiyonun
durdurulması için etkilidir. Aksine, tekrarlı ıslanma ve kuruma, alkali
iyonlarının göçünü hızlandırarak reaksiyonun şiddetini arttırır.[ Thomas Telford
Ltd.]
Fotoğraf
2.1. ASRJeIinin Beton İçinde Oluşumu [ACI 221.İR State of the Report on
Alcali-Agrigate Reactivity 1

ASR
üzerinde beton karışım oranları, agrega boyutu, hava katkısı, mineral ve
kimyasal katıkların ve ortam sıcaklığının da etkisi vardır.
Reaktif
agrega/alkali oranının belirli bir değerde olması maksimum genleşmeye neden
olmaktadır. Yapılan araştırmalar bu oranın 3 ile 10 arasında değiştiğini
göstermekte, pik genleşmeye neden olan bu değere “pesimum oran”
denmektedir. Bu davranış, deneylerde şüpheli kumlar ve reaktif olmayan kırmataş
tozu farklı oranlarda kullanılarak belirlenebilmektedir.[ Thomas Telford Ltd.]
Şekil
2.1. Silisli Agrega İçeren Bir Betonun İç Yapısı. [GLASSER,1992]

Uygulayıcılar, ASR’nin betonu kendiliğinden tahrip etmediğini
doğrulamaktadırlar. Daha ziyade, ASR’ye maruz kalan beton, günden güne ortaya
çıkan zararlarla daha erken yıpranarak, güçsüzleşmektedir. ASR’nin yıpratıcı
kimyasal reaksiyonlarına dair bilinenler köprü tabliyelerindeki harita şeklinde
ve uzunlamasına çatlaklar ile taşıyıcı kolonlardaki uzunlamasına çatiaklardır.
ASR’nin sebep olduğu neden-sonuç ilişkileri, ASR’nin betonun AIDS’i “ olarak
adlandırılmasına yol açmaktadır.[ T. KUENNEN]
3.
ALKALİ-SİLİKA REAKSİYONUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER
3.1.
Karışım Oranlarının Etkisi
Reaktif
agrega içeren bir betonun karışım oranlarını değiştirerek betonun reaktif agrega
içeriği ve hidroksil iyonu konsantrasyonu değiştirilebilir. Bu değişim aynı
zamanda betonun sonuçtaki genleşme miktarını da etkiler.
Genleşmenin reaktif alkali/silis oranına bağlı olduğu Şekil 3.1.’de
görülmektedir. Maksimum genleşme, reaktif alkali/silis oranının 3.5 ile 5.5
olması durumunda meydana gelmektedir. Harç ve betonların bu davranışı pratikte
önemlidir.
Şekil
3.1. ReaktifSilislAlkali Oranına Göre Genleşme Miktarları.
[HOBBS, 1988]

Su
altında saklanan numunelerin genleşmesi su/çimento oranına altında saklanmayan
numunelerde reaksiyon, su buharının difüzyon olarak kontrol edilmektedir. [K.
RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
3.2.
Alkali İçeriğinin Etkisi
bağlı
iken su hızına bağlı
Betonda
kullanılan çimentonun alkali içeriğinin değişmesi, betonun hidroksil iyon
konsantrasyonunu, betonun alkali içeriğini ve reaktif silis/alkali oranını
değiştirir. Suda bekletilen harç çubuklarında çimentonun alkali içeriğinin
genleşmeye etkisi Şekil 3.2.’de görülmektedir. Çimentonun alkali miktarı
arttıkça pesimum davranış eğrisi genişlemekte ve maksimum genleşme reaktif
silis/alkali oranı 4.5 civarında iken meydana gelmektedir.
Benzer
alkali içeriklerinde, genleşme miktarlarında önemli farklılıklar
gözlemlenmiştir. Bu farklılıklar aşağıdaki faktörlere bağlı olabilir;
•
Çimentolardan farklı hızlarda alkali açığa çıkması.
•
Çimentoların sodyum/potasyum oranlarındaki değişimler.
• Farklı
hızlarda dayanım kazanımı. [ K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
.kLIU h
Şekil
3.2. Çimentonun Alkali İçeriğinin Genleşmeye Olan Etkisi
[HOBBS,
1988]

3.3.
Reaktif Agreganın Cinsinin ve Tane Büyüklüğünün Etkisi
Betonda
ASR’nun oluşabilmesi için herhangi bir formda reaktif silisin bulunması
gerekmektedir. Reaktif silis oldukça farkı doku ve kristal yapısı sergiler.
Silisin doku farklılığı, kayaçlaşma sürecinde azalan soğuma hızına bağlıdır.
Agregadaki silisli mineraller kayaç oluşum sürecinde soğuma hızına bağlı olarak
amorf veya camsı (kristalleşmemiş) yapıdan kripto kristal, mikro kristal ve
kristal yapıya kadar geniş bir aralığa dağılırlar. Kimi durumlarda kuvars
kristallerinin oluşumu sırasında içsel gerilmeler oluşur. Bu tür kuvars
mineralleri içeren agregalar reaktiftir.
Reaktivitedeki Azalmaya Göre Silis Mineralleri
Amorf
silis
Opal
Stabil
olmayan kristalin silis
Çört
•
Kalsedon
•
Silisin diğer kriptokristalin formları
•
Metamorfik olarak ayrışmış ve bozulmuş kuvars
•
Deforme olmuş kuvars
• Yarı
kristalleşmiş kuvars
• Saf
kuvars
Reaktivitedeki Azalmaya Göre Kayaçlar
• Tüfler
dahil volkanik camlar
•
Metakuvarsit metamorfize kumtaşları
•
Granitik gnayslar
•
Deforme olmuş granitik gnayslar
• Diğer
silis içeren metamorfik kayaçlar
•
Silisli ve mikalı şist ve filitler
• İyi
kristalize olmuş volkanik kayaçlar
•
Pegmatitik volkanik kayaçlar
• Silis
içermeyen kayaçlar
Reaktif
agreganın tane büyüklüğü de ASR sebebiyle oluşabilecek zararlar üzerinde
etkilidir. Büyüklüğü 75 Mm ile 1 mm arasında değişen, hatta bazen 5 mm’ye kadar
çıkabilen boyutundaki reaktif agrega kullanılması durumunda genleşmenin maksimum
olduğu görülmektedir.Ancak, 75 Mm altındaki boyutlarda reaktif agreganın fazla
miktarda bulunması halinde genleşme oluşmadığı halde reaksiyon delillerinin
ortaya çıktığı gözlenmiştir. Reaktif agreganın boyutunun etkisi, reaktif
agreganın fiziksel ve mineralojik karakterine de bağlıdır. Gözenekliliği fazla
olan agreganın içine boşluk çözeltisinin girişi daha kolay olmakta ve reaksiyon
alanı artmaktadır. [K. RAMYAR, H. DONMEZ, 0. ANDIÇ,2002]
3.4.
Dış Alkalilerin Etkisi
Kar
mücadelesinde kullanılan tuz (NaCI), deniz suyu, beton kür suyu ve endüstriyel
atık suları aracılığıyla beton bünyesine dışarıdan giren alkaliler, dış
alkaliler olarak adlandırılır. Özellikle geçirimli betonlarda ve/veya çatlaklar
oluşmuş betonlarda dış alkalilerASR’nun neden olduğu genleşmeleri arttırır.
Deniz
suyunun sertleşmiş betonda oluşan ASR genleşmelerini arttırıcı etkisi, hidrate
C3A ve portlandit bileşenlerinin NaCI ile oluşan reaksiyonu sonucu 0H miktarının
artması sebebiyledir. [K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
3.5.
Rutubetin Etkisi
Rutubet,
silisin çözülmesine, alkali iyonlarının yayılmasına ve reaksiyon bölgesinde jel
oluşumuna sebep olur. Oluşan jel ise su emerek şişip genişler ve betonda içsel
çekme gerilmeleri oluşmasına yol açar. Araştırmalar, bağıl nem oranı %80’in
üzerinde olan betonlarda ASR’nun oluştuğunu göstermektedir.
Düşük
su/çimento oranlı betonun, ilave çimento, mineral katkı veya herhangi bir başka
yolla beton geçirimliliği azaltılırsa; rutubetin betona girişi ve beton içinde
dolaşımı azalır. Dolayısıyla beton içinde alkalilerin yayılması da azaltılmış
olur.
Betonun
sürekli olarak suya doygun halde oluşunun mu, yoksa sıkça kuruyup ıslanmasının
mı daha çok tahribat yarattığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak sık
kuruma-ıslanma tekrarının betonda alkali taşınmasının kolaylaşmasına ve
alkalilerin kuruma bölgelerinde yoğunlaşmasına neden olduğundan bu bölgelerde
reaksiyonun hızlı gelişimine yol açtığı bilinmektedir. [K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö.
ANDİÇ,2002]
3.6.
Sıcaklığın Etkisi
Sıcak
iklim koşullarındaki yapılar, soğuk iklim koşullarındakilere göre ASR’na karşı
daha duyarlıdır. Çünkü reaksiyonun hızı sıcaklık arttıkça artar. Sıcaklık
artışı, agreganın büyük çoğunluğunda aşırı termal gerilmelere sebep olur. Bazı
agregalarda yapılan araştırmalar, 132O0 0 aralığındaki ölçümlerin 38° C’dekinden
farklı olduğunu göstermiştir. Yüksek ve düşük sıcaklıkların genleşmeye etkisi
agregaya bağlıdır. Agregaların büyük çoğunluğu daha yüksek sıcaklıklarda daha
fazla reaktiflik göstermektedir. [K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
3.7.
Sürüklenmiş Havanın Etkisi
Reaktif
agrega içeren ancak ASR sebebiyle hasar görmeyen yapılar incelendiğinde, jelin
hava boşluklarını tamamen veya kısmen doldurduğu görülmektedir. Bundan dolayı,
jelin hasar görmemiş betonda hava boşluklarını doldurarak ilerlediğini ve hava
sürükleyici katkı kullanımının ASR sebebiyle oluşan hasarı önleyebileceği
söylenebilir. [K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
4.
ALKALİ-SİLİKA REAKSİYONUNUN BELİRTİLERİ
Betonda
ASR ürünleri oluşmadıkça ASR hasarından bahsedilemez. Yapılacak dikkatli
incelemelerle tespit edilebilecek ASR belirtileri; genleşme, betonda çatlaklar,
yüzey birikintileri, yüzey parçalanmaları-patlamaları ve renk değişimleridir.
[M.
ARSLAN
2001]
ASR
varlığının en tipik göstergesi, genleşmelerle ortaya çıkan harita çatlağı
tipindeki çatlak desenleridir. Fotoğraf 4.1. ASR çatlaklarının deseni, yapılarda
oluşan zemin ve muhtelif yüklerin neden olduğu çatlak düzenlerinden oldukça
farklıdır. [M.
ARSLAN
2001]
Şekil
4.1. ASR’nin neden olduğu harita çatlakları. [ACI 201.2R Guide to Durable
Concrete]

Yapılabilecek göz muayenesi ile; çatlakların konumu ve deseni, uzunlukları,
genişlikleri, görünür derinlikleri, çatlakların agrega kesitinden mi yoksa
çimento hamurundan mı geçtiği saptanabilir. ASR’nin oluşturduğu jelleşme, agrega
taneciği içinde veya agrega taneciği çevresinde reaksiyon halkası biçiminde
gelişebilir. Bulabildiği ölçüde su emerek enerjisini boşaltan bu jel, su emdikçe
hacimsel olarak büyür (şişer). ASR’den kaynaklanan çekme gerilmeleri nedeni ile
3 veya 4 kollu yıldız şeklinde çatlar. Şekil 4.1. ASR jelinin su emerek şişmesi
sonucu beton içinde depolanan potansiyel enerji, bu çatlamalar ile boşalır. [M.
ARSLAN,2001]
Fotoğraf
4.1. ASR’den Kaynaklanan Çatlaklara İlişkin Görünüşler.

Beton
çatlakları boyunca beyazdan griye kadar değişen renklerde ASR jeli yada kalsiyum
karbonat tortuları görülebilir. Bu birikintilere bazen yüzey tortuları veya
salgıları da denir. Çatlaklardan dışarı sızan bu maddeler, beyaz sarımtırak veya
renksiz, viskoz, akışkan, mumsu, elastik yapışkan yada sert olabilirler. [M.
ARSLAN
2001]
Yüzeyde
veya yüzeye çok yakın bölgelerdeki parçalanmalar, tipik bir mısır patlaması gibi
davranarak beton yüzeylerinde küçük çukurlar oluşturur. Ileri yaşlarda, ASR
kopmalarının kaplama betonlarında daha çok görülür. Özellikle rutubetli, ıslak
kohezif zeminler üzerinde olan beton kaplamalarda, rutubet yoğunlaşması patlama
türü parçalanmaları arttırır. [M. ARSLAN,2001]
Yüzeyde
renk kaybı veya renklenmeler, genellikle harita çatlağı ile birlikte görülür.
Koyu renkli veya kararmış bölgeler genellikle ASR’den kaynaklanmaktadır. Çatlak
boyunca olan bölgelerde 2-3 mm genişlikte renk açılması, beyazlaşma, pembeleşme
yada kahverengileşme görülebilir. [M. ARSLAN,2001]
AKIl
.JPG
5.
ASR’unu KONTROL ALTINA ALMA YÖNTEMLERİ
ASR’unu
önlemenin en iyi yolu beton dökülmeden önce gerekli önlemleri almaktır. Bunun
için bağlayıcı malzemelerin ve agregaların dikkatlice analiz edilmesi ve malzeme
seçiminin verimliliğini ve ekonomikliğini optimize eden bir kontrol
stratejisinin seçilmesi gerekir.
ASR’unu
önlemek için malzeme seçiminde aşağıdaki konulara dikkat edilmelidir;
• Aktif
silis içermeyen agregaların tercih edilmesi,
•
Betonun alkali içeriğini sınırlamak,
•
Ortamın nemini kontrol altında tutmak,
• Katkı
maddesi kullanımı. [K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
6.
ALKALİ-SİLİKA REAKTİVİTESİNİN BELİRLENMESİ
Yüksek
alkali içeren betonlarda agreganın iyi bir performans gösterdiğine dair uzun
süreli gözlemlere dayanan sonuçlar varsa reaktivite tespiti için ayrıca deney
yapmaya gerek yoktur. Aksi halde, agreganın veya belirli
agrega-kombinasyonlarının zararlı alkali-silis reaksiyonu gösterip
göstermeyeceğinin tespiti için deneyler yapmak gerekmektedir. Alkali-silis
reaktivitesi hakkında günümüzde hala uluslararası kabul görmüş tek bir veya
birkaç standart deney yöntemi bulunmamaktadır. Ulkeler, kendilerine en uygun
deney metotlarını seçerek uygulamaktadırlar.
Laboratuvar deneylerinin bazılarında reaksiyon, anormal yüksek çimento içeriği,
alkali ekleme veya yüksek sıcaklıklarda test edilerek hızlandırılmaktadır. Test
metotları, bu sebeple iki ana faktör göze alınarak değerlendirilmelidir.
Birincisi, bu tür anormal koşullarda bazı silisli bileşenler normal koşullarda
olduğundan çok farklı hızlarda reaksiyona girebilirler. İkincisi, reaksiyonun
fiziksel etkileri çok farklı olabilir. Bu deneyler ancak, şantiye koşullarıyla
veya normal şartlarda kürlenmiş numuneler üzerinde yapılan deneylerle
karşılaştırıldığında anlamlı sonuçlara götürebilir. [ K.
RAMYAR,
H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
6.1.
ASTM C 295- Agregaların Petrografik Analizi
Petrografik inceleme, minerallerin cins ve yüzdelerine göre kayacın
adlandırılması işlemidir. Agregalardan alınan ince kesitlerin optik mikroskop
yardımıyla incelenmesi sonucu içeriklerinde bulunan potansiyel reaktif mineral
fazların (reaktif silis) teşhisi mümkündür. X-ışını yayılımı ve tarayıcı
elektron mikroskobu gibi yöntemler reaktif silisin saptanmasında faydalıdır.
Agregaların yanı sıra, zarar gören beton ve harç numunelerden alınan ince
kesitler üzerindeki çalışmalar sonucu, meydana gelen etkinin ASR sebebiyle olup
olmadığını
ek
deneyler yapılması önerilir. Deney sonuçları, kullanılan kabın tipi, fitillerin
bulunup bulunmayışı, çimentonun alkali içeriği, su/çimento oranı gibi
faktörlerden önemli miktarda etkilenmektedir.
Bu
yöntemin dezavantajları, uzun süreli olması, kür koşullarındaki farklılıklar
sebebiyle değişimler gösterebilmesi ve özellikle bazı yavaş reaktif agregaların
reaktivitelerinin saptanamamasıdır. Bu yöntem, ayrıca mineral ve kimyasal
katkıların ASR genleşmesindeki azaltmalarını ölçmede de kullanılmaktadır. [ASTM
0 227, K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
tanımlayabilmek mümkündür. Petrografik incelemeyi yapan kişinin bu konudaki
deneyimi önemli bir faktördür. ASR üzerinde kimyasal metotlar, beton veya harç
numuneleri ile testler uygulamadan önce bu analizin uygulanması zaman
kazandırmak ve uygulanacak metodun agrega tipine göre seçimini kolaylaştırmak
bakımından önemlidir. [ASTM C- 295, K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
6.2.
ASTM C 289- Kimyasal Metot
Bu
yöntem çabuk ve görünürde açık sonuçlar verdiği için daha çok kullanılmaktadır.
Agregayı temsil eden 25 gr ağırlığında ve 150-300 Mm’ye kırılmış numune, 25 mI 1
M sodyum hidroksit çözeltisinde 80 0 derecede 24 saat boyunca bekletilir. Daha
sonra filtre edilir ve asitte titre yöntemiyle çözülmüş silis ile alkalinitedeki
azalma analiz edilir. Deney üç kez tekrarlanır. Sonuçlar daha sonra Şekil 4.1.
‘deki eğride işaretlenerek kontrol edilir. Bu şekilde Rc alkalinitedeki
azalmayı, Sc ise çözülmüş silisi ifade etmektedir. Eğer tüm sonuçlar eğrinin sol
tarafındaki bölgede ise agrega zararsız olarak kabul edilebilir. Bu eğri, yüksek
alkali içerikli harç çubuğu genleşmeleri, agregaların petrografik analizleri ve
betonda kullanılan agregaların saha performansları dikkate alınarak çizilmiştir.
[ASTM 0
289K.
RAMYAR, H. DONMEZ, 0. ANDIÇ,2002]
Şekil
6.1. Alkalinitedeki Azalma-Çözünmüş Silis Grafiği

6.3. ASTM C 227- Harç Çubuğu Metodu
Bu
metot, belirli şartlarda kürlenen harç numunelerinin belirtilen süre sonucundaki
boy değişimlerinin (genleşme yüzdesi) ölçülerek çimento-agrega
kombinasyonlarının reaktivitelerinin belirlenmesi esasına dayanır. Belirtilen
gradyasyonda agrega elenerek agrega/çimento oranı 2.25 ve akma değeri % 105- 120
arasında olacak şekilde bir harç karışımı hazırlanarak 25x25x285 mm boyutundaki
prizmatik kalıplara dökülür. Genellikle, alkali içeriği kütlece % 1.0 ile % 1.2
eşdeğer Na20 olan çimento kullanılır. 24 saat sonunda kalıplardan çıkarılan
numunelerin boyları ölçülür. Numuneler, 38 0 derece sıcaklıkta ve kenarlarında
ortamı nemli tutan fitil görevi gören kurutma kağıdının bulunduğu kapalı
kaplarda nemli ortamda (su üzerinde) saklanır ve periyodik olarak ölçümleri
alınır.
Genleşme
limitleri üç numunenin ortalaması alınarak, 6 ayda % 0.10 veya 3 ayda %
0.05’tir. 6 aylık genleşme limitlerinin sınır değeri aşması halinde oluşan
genleşmenin ASR sebebiyle olduğunun kesin değerlendirilmesinin yapılabilmesi
için
6.4.
ASTM C 441- Mineral Katkıların veya Yüksek Fırın Cürufunun Etkinliklerini Ölçen
Standart Deney Metodu
Bu
metot, mineral katkılarının veya yüksek fırın cürufunun agregalarla çimento
alkalileri arasındaki reaksiyon sonucu meydana gelebilecek zararlı genleşmeleri
önlemedeki etkinliğini inceler. Pireks camı reaktif agregası ile mineral katkı
veya cüruf içeren çimento kombinasyonları kullanılarak hazırlanan harç
çubuklarının standart kür koşullarında, belirli periyotlardaki genleşmeleri
değerlendirilir.
Önce,
400 gr yüksek alkalin çimento ile belirli gradasyondaki 900 gr pireks camı
agrega kullanılarak kontrol karışımı hazırlanır. Bu karışımın 14 günlük minimum
genleşmesi % 0.250 olmalıdır. Cüruf dışındaki mineral katkılarda 300 gr yüksek
alkalin çimento ile mutlak hacmi 100 gr çimentoya eşit miktarda (100 x mineral
katkının yoğunluğu / 3.15) mineral katkı kullanılır. Kullanılan katkı cüruf ise
mutlak hacmi 200 gr çimentoya eşit miktarda (100 x cürufun yoğunluğu / 3.15)
kullanılır. Belli durumlar için şantiyede kullanılacak oranlarda çimento-katkı
karışımları ile şantiyede kullanılacak alkalinitede çimento kullanılabilir.
Numunelerin döküm, kürleme ve ölçüm işlemleri ASTM 0 227’deki gibidir. Deney
süresi sonunda kontrol numunesi ile katkı içeren numuneler arasındaki “genleşme
miktarı ndaki azalma” değeri yüzde cinsinden hesaplanır. ASTM’ye göre, genleşme
miktarındaki azalma değerinin % 75 veya daha fazla olması halinde kullanılan
mineral katkı miktarı uygundur. Belirli bir çimento agrega kombinasyonunun
kullanılması halinde ise 14 günlük maksimum genleşme değeri % 0.02 olarak
belirlenmiştir.
Bu
metodun eleştirildiği konular; pireks camı gibi çok yüksek reaktivitedeki bir
malzemenin doğal agrega gibi davranmadığı ve bu sebeple gerçekçi sonuçlar
alınamayacağı ve pireks camının değişken kompozisyona sahip, ortalama alkali
veren bir malzeme olması sebebiyle alkali katkısının deney sonuçlarını
etkileyebileceğidir. [ASTM C 441, K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
6.5.
ASTM C 1293- Beton Prizma Metodu
Bu
deneyin amacı, beton prizmalarının boy değişimi ile agregaların alkali
reaktivitesi hakkında fikir edinmektir. Daha önce agregaların petrografisi ile
ilgili bilgi edinilmesinde fayda bulunmaktadır.
Deney
uygulanacak agrega ince agrega ise reaktif olmayan kaba agrega ile
karıştırılarak kullanılır. Kaba agreganın reaktivitesi ölçülecek ise reaktif
olmayan ince agrega ile karıştırılıp belli gradasyona getirilen malzeme
75x75x287 mm kalıplara dökülür. Numunelerin çimento içeriği 420 kg/m3 olup
su/çimento oranı 0.42 ile 0.45 arasında işlenebilirliği sağlayacak şekilde
ayarlanmalıdır. Kullanılan çimentonun eşdeğer Na20 içeriği, karışım suyuna NaOH
eklenerek çimentonun kütlece % 1.25’ine yükseltilir. 24 saat sonra kaptan
çıkarılan numunelerin ilk boy ölçümleri alındıktan sonra 38 0 derece sıcaklıkta,
nemli ortamda (su üzerinde) standartta belirtilen şekilde saklanır. Saklama
kabında fitil kullanımı bu yöntemde de mevcuttur. Genleşme limitleri üç
numunenin ortalaması alınarak, 1 yıllık periyot sonunda % 0.04 olarak
belirlenmiştir. Bu metot genelde diğer test metotlarına ek olarak
kullanılmaktadır. Direk olarak beton üzerine uygulandığından gerçeğe daha yakın
sonuçlar vermekte ve bu sebeple diğer deney metotları yetersiz kaldığında
kullanılmaktadır. Yine bu metot, mineral ve kimyasal katkıların ASR
genleşmelerine etkisi hakkında en gerçekçi sonuçları vermektedir. [ASTM 0 1293,
K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
6.6.
ASTM C 1260- Hızlandırılmış Harç Çubuğu Metodu
Bu
metot, kür şartlarını ağırlaştırarak reaksiyonu hızlandırmakta ve agregaların
reaktivitesinin 16 gün içinde tespitine olanak vermektedir. Uygulamadan önce
agregaların petrografik analizinin ve limitlerin üzerinde genleşme görüldüğü
taktirde önceki metotlarda belirtildiği şekilde reaktivitenin ASR sebebiyle
oluşup oluşmadığının incelenmesi önerilmektedir.
Standartta belirtilen gradasyondaki agrega, kütlece çimentonun 2.25 katı kadar
kullanılarak su/çimento oranı 0.47 olan harç karışımı hazırlanır. 25x25x285 mm
boyutlarındaki kalıplara dökülen harç numuneleri 24 saat sonra kalıplardan
alınarak ilk boyları ölçülür. Kalıplarda numune üzerine yapışarak suyun
difüzyonunu önleyebilen standart kalıp yağları yerine teflon sprey gibi artık
bırakmayan tipte kayganlaştırıcı materyal kullanılır. Kalıp sökümünden itibaren
1 gün süreyle 80 0 derece suda bekletilerek boy ölçümleri alınan numuneler,
takip eden 14 gün boyunca 80 0 derece İN NaOH çözeltisinde bekletilir ve
periyodik ölçümleri alınır. Standart, çimentonun alkali miktarı hakkında bir
değer vermemektedir, bunun nedeni kür koşulları nedeniyle numunelerin boşluk
çözeltisi alkalinitesinin artmasıdır.
Toplam
16 gün süren deney sonucunda, genleşme yüzdeleri şöyle değerlendirilir; 16 gün
sonundaki genleşmeler, % 0.10 değerinin altıdaysa agregalar zararsız davranış
göstermektedir. 16 gün sonundaki genleşmeler, % 0.20 değerinin üstündeyse
agregalar potansiyel olarak zararlı genleşme gösterirler. 16 gün sonundaki
genleşmeler, % 0.10 ile % 0.20 değerinin arasındaysa agregalar, şantiye
koşulları altında hem zararlı hem de zararsız davranış gösterebilirler. Karar
vermeden önce ek deneylerle genleşme sebebinin araştırılması ve ölçümlerin 28
güne kadar uzatılması önerilmektedir.
Bu
metot, kür koşulları oldukça ağır olduğundan tatmin edici şantiye performansı
gösteren bazı agregaların da reaktif olarak tanımlanabilmesi gibi bir probleme
yol açabilmektedir. Yine de deney süresinin kısa olması ve pratikliği sebebiyle
araştırmalarda daha çok tercih edilmektedir. [ASTM 0 1260, K. RAMYAR, H. DÖNMEZ,
Ö. ANDİÇ,2002]
6.7.
Jel Pat Metodu
Bu
metotta agrega örneği koyu kıvamda çimento hamurunun içine gömülür ve yüzeyi
bilenerek agrega parçalarının açığa çıkması sağlanır. Alkalin çözeltiye
batırılan hamur, stereoskopik mikroskop ile periyodik aralıklarla incelenir.
Deney, 20 o derece sıcaklıkta veya yükseltilmiş sıcaklıklarda
uygulanabilmektedir. Agregada opal silis içeren bileşik olması halinde birkaç
gün içinde jel oluşumu gözlenebilir.
Bu
metot, petrografik mikroskop altında incelenemeyecek kadar ince dağılımlı
reaktif silisin ortaya çıkarılmasına imkan verir. Bu deney sonucunda reaktif
olabileceği izlenimi veren agrega hakkında yeterli saha performansı olmadığı
taktirde beton veya harç prizma yöntemlerinden birinin uygulanması
önerilmektedir. [ K.
RAMYAR,
H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
6.8.
Alman Çözünme Metodu
Bu
metot, opal ve flint içeren agregaların potansiyel alkali reaktivitesini
değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Seçilen tanecik boyutundaki agregalar (1-2 veya
2- 4 mm) 90 0 derecede 4 M NaOH çözeltisinde 1 saat boyunca bekletilir,
kurutulup tartılan agregalardaki kütlece kayıp, “alkalide çözülebilir” olarak
adlandırılmaktadır. Böylece agreganın alkalin ortamdaki kimyasal kararsızlığını
ortaya koymakta fakat çeşitli çimento kombinasyonlarıyla birlikte davranışını ve
genleşme yaratıp yaratmayacağını belirleyememektedir. Ayrıca, 1 mm boyutunun
altındaki agreganın potansiyel reaktiviteye katkısını gözönüne almamaktadır. [K.
RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002 1
6.9.
Ozmotik Hücre Metodu
Ozmotik
hücre, agrega parçacığı ile çimento ara yüzeyinin modellemesidir. Ozmotik hücre,
her biri İN NaOH çözeltisi içeren iki adet odacıktan oluşmaktadır. Odacıklar,
su/çimento oranı 0.55 olan çimento hamuru zarı ile birbirlerinden ayrılır.
Reaksiyon odası adı verilen odacıkta 150-300 mm boyutlarında 12.40 gr
ağırlığında agrega parçacıkları bulunmaktadır. ASR oluştuğunda çözelti, çimento
hamuru membranının içinden “havza odacığından” , “reaksiyon odacığına” doğru
akar. Her odacığın üst kısmındaki ince borucuklardaki çözelti miktarındaki
değişim, bu akışın miktarını ve hızını ölçmeye imkan tanımaktadır. Günde 1.5-2.0
mm gibi bir akış hızı, agreganın potansiyel olarak reaktif olduğunun
göstergesidir. Ters bir akış gözlenmesi, agreganın reaktif olmadığının
işaretidir. Bu deney normal reaktif bir agregada 30-40 gün devam ederken hızlı
reaktif agregada 2-3 günde sonuç vermektedir. Bu metot, reaktivitenin hızlı
değerlendirilmesine imkan vermektedir. Gelişme deneyleri ile birlikte
kullanılması faydalıdır. [K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002 1
6.10.
Otoklav Metotları
Bazı
araştırmacılar, harç veya beton numuneleri yüksek sıcaklık ve basınç altında
alkali çözeltisinde veya suda kaynatarak yada buhar kürüne tabi tutarak
agregaların reaktivitesini ölçmek için metotlar öne sürmüşlerdir. Bu konuda
standart bir deney yöntemi olmamakta ve numune boyutlarından kullanılan malzeme
miktarına ve kür koşullarına kadar pek çok faktör değişiklik göstermektedir.
Amaç, boy değişimi ve çatlakların incelenerek agregaların reaktivitesinin
belirlenmesidir. [K.
RAMYAR,
H. DONMEZ, 0. ANDIÇ,2002]
Bu
yöntemler dışında pek çok farklı araştırma metodu mevcuttur. Kimyasal büzülme
metodu, Duggan genleşme metodu vb. Onemli olan nokta; agregalar
değerlendirilirken, uygulanan deney yöntemleri öncelikle agreganın saha
performansı verileriyle, veri yoksa diğer deney metotlarıyla karşılaştırmalı
olarak test edilmesi gerekliliğidir. İlk olarak yapılacak petrografik analiz,
agregaların seçimi ve reddinde kullanılacağı gibi, müteakip deney metotlarının
seçimi hakkında da fikir verecektir. Hızlı deney metotları arasında
istatistiksel olarak en güvenilir test metodu, hızlandırılmış harç çubuğu
metodudur. Uzun süreli metotlar arasında en gerçekçi sonuçları ise beton prizma
metodu vermektedir. Tablo 6.1. ‘de ASR test yöntemlerine ilişkin
karakteristikler karşılaştırmalı olarak verilmiştir. [K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö.
ANDİÇ, 20 02]

7.
MİNERAL VE KİMYASAL KATKILARIN ASR’YE ETKİLERİ
7.1.
Mineral Katkıların ASR’na Etkisi
Mineral
katkılar, kendi başına bağlayıcı özellik taşımayan, ince öğütüldüğünde ve nemli
ortamda çimento hidratasyonu sonucu açığa çıkan kireç ile reaksiyona girerek
bağlayıcı özelliğe sahip bileşenler oluşturan silisli veya silisli-alüminli
malzemelerdir.
Günümüzde, sertleşmiş betonda ASR sebebiyle meydana gelebilecek zararlı
genleşmeleri kontrol etmesi mümkün olan tüm metotlar arasında puzolanik veya
mineral katkıların kullanılmasının betonun durabilitesini ve ASR etkilerine
karşı direncini arttırması bakımından avantajlara sahip olduğu kabul edilmiştir.
Beton imalatında mineral katkıların ana malzemelerden biri olarak kullanımı, kar
sağlamasının yanısıra teknik, enerji tasarrufu ve çevrenin korunumu açısından da
faydalar sağlamaktadır.
Mineral
katkıların ASR genleşmesini azaltmasında hangi mekanizmanın baskın olduğu
netlikle anlaşılamasada şu teoriler dikkate alınmaktadır;
1. Katkı
maddeleri, Portland çimentosundan daha az reaktif oldukları ve daha düşük
oranlarda alkali açığa çıkardıkları için seyreltici görevi görürler. Katkı
içeren karışımlar, sadece çimento içeren karışımlara nazaran daha yüksek efektif
su/çimento oranına sahiptirler ve su da alkali içeriğinin daha da seyrelmesine
yol açar. Bazı mineral katkılarda ise çimentodan daha fazla çözünebilen alkali
bulunmaktadır. Bu tür katkılar kullanıldığında yararlı etki görülmeyebilir.
2.
Mineral katkılar, boşluk ve agrega-çimento arayeri iyileştirmesi yaparak daha
düşük geçirimliliğe yol açmaktadır. Bu sayede, alkalilerin reaktif agregaya göçü
yavaşlamaktadır.
3. Katkı
maddeleri, çimento hamurundaki Ca(OH)2 içeriğini azaltarak pH’ını düşürmektedir.
Ancak pH’ın, Ca(OH)2, C-S-H ve boşluk çözeltisi arasındaki denge ile
belirlendiği ve bunların tek başlarına miktarlardan bağımsız olduğu
belirtilmiştir.
4. Katkı
maddesi içeren sistemler, alkalileri sadece Portland çimentosu ile hazırlanan
karışımlardan daha güçlü bir şekilde bağlarlar. Portland çimentosu hamurunda
C-S-H’ın tipik Ca/Si oranı 1.8 iken mineral katkı kullanıldığında bu oran
düşmektedir. C-S-H’ın yüzeyindeki yük, Ca/Si oranına bağlıdır, bu oran yüksek
olduğu taktirde C-S-H’ın yüzey yükü pozitif olmakta ve C-S-H liflerinde anyonlar
emilmektedir. Bu durumda Na ve K kibi katyonlar boşluk suyunda kalırlar. Ca/Si
oranı 1.2 - 1.3’den düşük olduğunda C-S-H’ın yüzey yükü negatif olur ve C-S-H
ile alkali katyonları birleşir.[ K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002 1
Tablo 7.1. Farklı Oranlarda Mineral Katkı İçeren Numunelere Ait ASR Jeli
Ortalama
Kimyasal Kompozisyonları. [MONTERİO, 1997]

Mineral
katkıların etkinliği incelenirken uygulanan deney yöntemleri de önem
taşımaktadır. Hızlandırılmış harç çubuğu metodunda harç numunelerinin tabi
tutulduğu kür koşulları, doğada betonların maruz kaldığı koşullardan çok daha
şiddetlidir. Bu deneye tabi tutularak reaktif olduğu belirlenen bazı agregalar,
normal servis koşullarında betonda genleşme göstermemişlerdir. Bu sebeple,
anılan yöntemle reaktivitesi belirlenen agregalar üzerinde başka deneylerin de
uygulanması önerilmektedir. Ancak mineral katkıların etkinliğini karşılaştırmalı
olarak belirlemede, hızlandırılmış harç çubuğu metodu, bu amaç için uygun ve
hızlıdır.
ASR’nin
oluşabilmesi için betondaki alkali miktarı da önem taşımaktadır. Alkaliler;
çimentodan, katkılardan ve dış kaynaklardan gelebilirler. Genellikle düşük
alkalin mineral katkılar, yüksek alkalilere nazaran boşluk çözeltisi alkali
konsantrasyonunu, dolayısıyla da genleşmeyi azaltma bakımından daha etkilidir.
Dışarıdan devamlı alkali girişi sözkonusu olduğunda (hızlandırılmış harç çubuğu
yönteminde olduğu gibi) mineral katkının alkali içeriği ikinci plandadır ve
puzolanik aktivite sonucu geçirimliliğin azalması olayı ön plana çıkar. [ K.
RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
7.1.1. Uçucu Külün ASR’na Etkisi
Termik
santrallerde, elektrik enerjisinin üretimi için toz haline getirilmiş kömür
yakılmaktadır. Kömürün yakılması sonucu çeşitli gazlar ve yanmamış atıklar
ortaya çıkar. Açığa çıkan kömür külünün yaklaşık %80’i baca gazıyla baraber
uçar. Bu küller, atmosfere salıverilmeden bacalardaki filtreler tarafından
tutulur. Bunlar literatürde “uçucu kül” (UK) olarak adlandırılırlar. Uçucu
küllerin ana kimyasal bileşenleri; silis (Si02), alümin (A1203) ve demir oksit
(Fe203)’tür. Uçucu küller, çeşitlerine göre farklı miktarlarda kalsiyum oksit
(CaO), magnazyum oksit (MgO), sülfürtrioksit (S03) ve yanmamış kömür
parçacıkları (karbon, (0)) içerirler.
Uçucu
kül puzolanik özellik gösterir. Yüksek oranda (%1O’dan fazla) CaO içeren uçucu
kül puzolanik özelliğin yanısıra bağlayıcı özellik de gösterir. ASTM 0 618’e
göre uçucu kül, 0 sınıfı ve F sınıfı olmak üzere ikiye ayrılır. F sınıfı uçucu
külün Si02+A1203+Fe203 içeriği %70’ten fazladır. Antrasit veya bitümlü kömürden
elde edilir. Sadece puzolanik özellik gösterir. 0 sınıfı uçucu külün
5i02+A1203+Fe203 içeriği %50’den fazladır. Linyit yada sibbitümlü kömürden
üretilir. Kireç içeriği %10’dan fazla olabilir. Puzolanik ve bağlayıcı özellik
taşır. Uçucu külün kireç içeriği %10’un üzerindeyse “yüksek kireçli uçucu kül”
olarak adlandırılır.
Uçucu
kül, katkılı çimento üretiminde kullanıldığı gibi betonda belirli oranlarda
çimento veya ince agrega yerine de kullanılmaktadır. Taze betonda sabit
su/çimento oranında işlenebilirliği arttırır. Sertleşmiş betonda ise dayanım
kazanma hızını yavaşlattığından erken yaşlardaki dayanımı düşürürken ileri
yaşlardaki dayanımı arttırır. Ayrıca, puzolanik özelliği sayesinde oluşturduğu
ikincil C-S-H’larla yapıyı daha yoğun hale getirir, agrega-harç arayerini
iyileştirir ve bu sayede betonun geçirimliliğini azaltır. Bu sebeple, çeşitli
kimyasal ve fiziksel etkilere karşı betonun durabilitesi artar.[ K. RAMYAR, H.
DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
Şekil
7.1. Değişik Oranlarda Uçucu Kül ve Silika Tozunun Birlikte Kullanıldığı

Harç
Çubuğu Örneklerinin Zamana Bağlı Genleşme Değerleri
Alkali-silika reaksiyonu, betonda uçucu kül gibi bazı puzolanların yeterli
miktarda kullanılmasıyla geciktirilebilmekte veya önlenebilmektedir.
Puzolanların ince taneleri içindeki silis çimento hamuru gözenek sıvısındaki
alkalileri hızla bağlayarak yoğunlukları ve sıvının pH değerini azaltır. Bu
durumda gözenek sıvısında azalan alkalilerin agregadaki reaktif silis ile
reaksiyona girmeleri zorlaşır. Ayrıca, katkılı hamurda geçirgenliğin azalmış
olması da olumlu etki yapmaktadır.[ A.YEGİNOBALI]
7.1.2. Yüksek Fırın Cürufunun (YFC) ASR’na Etkisi
Demir
cevherinden demir üretimi esnasında yüksek fırında kireçteşı veya dolomit
varlığında erimiş cüruf oluşur. Bu cüruf, erimiş haldeki demirin üzerinden akar
ve ayrık halde depolanabilir. 150016000 0 sıcaklığında eriyik cüruf yaklaşık
olarak %30-40 oranında 5i02 ve %40 oranında CaO içerir, ki bu Portland
çimentosunun kompozisyonuna benzemektedir. Çukurlarda yavaşça soğutulursa
kristalleşerek melilit veya mervinit minerallerini oluşturur. Bu mineraller çok
az hidrolik değer taşıdığından beton agregası veya yol temel tabakası olarak
kullanılabilirler. Suda granüle edilerek hızlıca soğutulduğunda camsı bir yapı
oluşturur. Bu camsı yapı kurutularak öğütüldüğünde hidrolik özellik kazanır. Bu
yapı, hidrate olmak için alkalin bir ortama ihtiyaç duyar, ancak silis dumanı ve
F sınıfı uçucu kül gibi kirece ihtiyaç duymaz.[ K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö.
ANDİÇ,2002]
Şekil
7.2. Cürufun Camsı Yapısının Şematik Açıklaması.

Yüksek
fırın cürufunun bağlayıcı madde olarak betonda kullanımı, istenilen özelliklere
bağlı olarak toplam bağlayıcı maddenin %20’si ile %80’i arasında
değişebilmektedir. Betonda kullanımın önemli faydaları; işlenebilirliği
arttırması, priz süresini geciktirmesi, hidratasyon ısısını ve kanamayı
azaltması, 7 günden sonraki dayanımı arttırması, yoğun bir yapı oluşturarak
geçirimsizliği arttırması ve sülfat etkisi ile ASR gibi durabilite problemlerine
karşı dayanıklı bir yapı oluşturmasıdır. Bunun yanısıra özellikle soğuk
havalarda prizin yavaşlaması, daha fazla hava sürükleyici katkıya ihtiyaç
duyulması ve erken yaşlardaki dayanım kayıpları yüksek fırın cürufu kullanımının
dezavantajlarıdır.
Yüksek
alkalin (%1.19 eşdeğer Na20) çimento yerine farklı oranlarda yüksek fırın cürufu
kullanılarak dökülen harç numuneleri üzerinde yapılan ASTM 0 441 deneyi
sonuçları Tablo 7.2.’de görülmektedir. Buna göre, cüruf içeren numunelerde
genleşmelerin azaldığı ve %60 oranında kullanımda genleşmelerde dikkate değer
azalmalar olduğu anlaşılmaktadır.
Tablo
7.2. Farklı Oranlarda Yüksek Fırın Cürufu Kullanılarak Uygulanan ASTM C 441
Deney Sonuçları. [HOOTON, 2000]

En
kritik silis/alkali oranında ASR sebebiyle oluşabilecek genleşmeler, betonun
birim hacminde bulunan toplam hidroksil iyonu konsantrasyonuna bağlıdır. Bu
sebeple yüksek alkalin portland çimentosunun bir kısmının yüksek fırın cürufu
ile yer değişimi sonucu betonda mevcut alkali iyon konsantrasyonundaki
değişimler genleşmeleri de etkilemektedir. Yüksek fırın cürufunun inceliği, priz
süresi, kötü sıkıştırılma sebebiyle hapis olan hava miktarı ve dayanım artışı
gibi diğer parametreler de YFC kullanılan betonlarda ASR genleşmelerini etkiler.
YFC’nun toplam alkali içeriği (asitte çözünebilir alkali) kütlece %0.3 ile %2.6
eşdeğer sodyum oksit değerleri arasında değişmektedir.
Yüksek
miktarda alkali içeren bir portland çimentosunu %24 ve %50 oranlarıyla YFC ile
ikame edilmesi sonucunda ulaşılan ASR genleşmeleri karşılaştı rılmalı olarak
Şekil 7.3.’te verilmiştir.
Şekil
7.3. Cüruflu Çimentolarla Portland Çimentolarının ASR
Genleşmeleri Bakımından Karşılaştırılması. [M.TOKYAY, K. ERDOGDU, 2002]

7.1.3. Silis Dumanının ASR’na Etkisi
Silis
dumanı, silikon metali veya ferrosilikon alaşımlarının üretimi esnasında ortaya
çıkan, ortalama tanecik çapı 0.1 Mm’den az olan yüksek incelikte (çimentonun
inceliğinin yaklaşık yüzde biri kadar) bir üründür. Bu malzemenin silis içeriği
%85 ile %98 arasında değişmektedir. Kimyasal yapısındaki ikincil bileşenler
karbon, (yanmamış kömür atığı), demir oksit (Fe203), alümin (A1203), magnezyum
oksit (MgO) ve alkaliler (Na20 ve K20)’dir. Yapısında fazla miktarda Si02
bulundurması ve çok ince partiküller halinde olması sebebiyle üstün puzolanik
özelliklere sahiptir. Toz halinde, yoğunlaştırılarak, sıkıştırılarak, su
azaltıcı kimyasal katkılarla işlem görerek veya sulandırılarak piyasaya sunulur.
Betonda kullanımı, basınç dayanımını arttırır, kanama, segregasyon, geçirimlilik
ve hidratasyon ısısını azaltır, ayrıca buz çözücü tuzlar, sülfatlar gibi çeşitli
dış etkilere ve alkali agraga reaksiyonuna karşı durabiliteyi arttırır. Ancak,
inceliği sebebiyle su isteğini arttırması, plastik büzülme sebebiyle çatlamaya
yakın olması gibi etkiler kullanım esnasında gözönünde bulundurulmalı ve gerekli
önlemler alınmalıdır.[ K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002]
Fotoğraf
7.1. Silis Dumanının a) Tarayan, b) Geçirgen Işıklı Elektron Mikroskoplarla
Çekilmiş Fotoğrafları.[ACI Committee 234, Guide for the use of silica fume in
concrete, 2000]

Farklı
mineral katkılar ve deney yöntemleri ile yapılan çalışmalarda çimentonun en az
%10’u yerine katılan silis dumanı ASR kontrolünde en etkili olmuştur. ASTM 0 441
deneyi uygulanan yüksek alkalili çimentonun en az %10’u yerine silis dumanı
katıldığında genleşme 14 günde % 0.02’nin altına çekilebilmiştir. Kullanı!acak
silis dumanı ile agreganın önceden birlikte denenmesi önerilmektedir.[
A.YEGINOBALI,2002]
Opal
türünde bir agrega ile kullanıldığında silis dumanı, çimentonun %20’si gibi
yüksek bir oranda katılması halinde genleşmeyi kontrol altına almakta, %5 gibi
az miktarda katıldığında ise genleşmeyi artırarak daha zararlı olmaktadır. Silis
dumanının yeterli miktarda katılması kadar, uygun bileşimde olması da önemlidir.
Puzolanik aktivitesi ile bu reaksiyonu önlemedeki etkinliği arasında güvenilir
bir korelasyon bulunmamaktadır. Şekil 7.4. Silis Dumanı Katkısının ASTM C 441
Deneyine göre Harç Çubuklarının Genleşmesine Etkisi. [R.D.HOOTON,1993]
“Puzolan” terimi gerçekte şiddetli yanardağ patlamaları sonucu oluşan camsı
piroklastik malzemeler için kullanılır. Literatürde uçucu kül, yüksek fırın
cürufu, silis dumanı gibi yapay malzemeler içinde “yapay puzolan” terimi
kullanılmaktadır. Kil, şeyl ve zeolit gibi betonda kullanılan doğal malzemeleri
de “doğal puzolanlar” olarak gruplandırmak mümkündür.
Puzolanların genleşme yaratan reaksiyonlara karşı etkili oldukları
bilinmektedir. Kireç-puzolan reaksiyonunda boşluk çözeltisi pH’ının düşmesi
sonucu puzolanlar etkili olur. Ayrıca, reaktif puzolanlar alkalilerle reaksiyona
girerek alkalileri tüketirler ve genleşme yaratmayan ürünler oluştururlar.
Puzolanların ASR’unu azaltmadaki etkisi, puzolanların reaktivitesine bağlıdır ve
bu etki çimento yerine kullanılabilecek miktarı belirler. [K. RAMYAR, H. DÖNMEZ,
Ö. ANDİÇ,2002 1
Şekil
7.5. Puzolanların ASR’una Etkisi. [MEHTA, 1981]

7.2.
Kimyasal Katkıların ASR’una Etkisi
Belli
kimyasal katkılar potansiyel olarak;
•
Silisin çözünmesini durdurabilir veya azaltabilirler,
•
Alkali-silis jelinin oluşmasına engel olur ve karakterini değiştirebilirler,
• Jelin
genleşmesini azaltabilirler. [ K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ,2002 1
Tablo
7.3. ‘de yüksek alkalin çimento ve farklı oranlarda kimyasal katkılar
kullanımı ile 8 haftalık periyotta kontrol numunesine kıyasla genleşmelerdeki
azalmalar verilmiştir.
Tablo
7.3. Bazı Kimyasal Katkıların ASR Üzerindeki Etkileri. [Mc JOY ve CALDWELL,
1951]

7.3.
Kimyasal ve Mineral Katkıların Birlikte Kullanımı
Mineral
ve kimyasal katıkların birlikte veya tek başına ASR üzerindeki etkisi kimyasal
ve fiziksel faktörlerin kompleks bir sonucudur. Priz geciktiriciler, hava
sürükleyici katkılar ve silis dumanının ASR üzerinde fiziksel etkisi vardır.
Priz geciktiriciler, çimento hamurunda rijit bir mikro yapının oluşmasını
geciktirirler ve uzun süre plastik kalmasını sağlarlar. Bunun sonucu, erken
yaşlarda ASR sebebiyle oluşan genleşme basınçları, çimento hamuru zarara
uğramadan karşılanır. Katkılı çimento hamurları daha fazla ince gözenek
taşımakta ve toplam gözeneklilik de bu sayede artmaktadır. Silis dumanı içeren
çimento hamurlarında, 7 gün gibi kısa bir sürede boşluklar arasındaki devamlılık
azalmakta, dolayısıyla hamurun geçirimliliği de azalmaktadır. Bu sayede, alkali
reaktivitesi yüksek olan agregaların nemi emmesi de engellenmektedir. Hava
sürükleyici katkılar, çimento hamurunda büyüklükleri 10- 1000 Mm arasında
değişen boşluklar oluşturmakta ve bu hava boşluklarına jelin yayılması sebebiyle
genleşmede azalma olmaktadır.
Mineral
ve kimyasal katkılar, çimento hamurundaki kimyasal prosesleri de etkilerler.
Ca(OH)2’in oluşumunu ve gelişimini engellerler ve erken yaşlarda kalsiyum
silikatların hidratasyon hızını düşürerek daha az Ca(OH)2’in oluşmasını
sağlarlar. Ayrıca kalsiyumu tüketen etrinjit oluşumunun hızını arttırırlar.
Sukroz içeren priz geciktirici katkı kullanıldığında portland çimentosunun
boşluk çözeltisindeki Ca/Si oranı düşmektedir. Silis dumanı ise Na, K, Ca ve OH
iyonlarını çabucak tüketerek ikincil C-S-H oluşturur, bunun sonucu olarak
puzolanik reaksiyon ile ASR, ortamdaki kireç ve alkalileri tüketmek için yarışa
girer. Bilindiği gibi kalsiyum, alkali ve hidroksil iyon konsantrasyonlarını
düşüren katkılar genleşme potansiyelini de azaltmaktadır.
Silis
dumanı ve priz geciktiriciler ayrı ayrı kullanıldığında kalsiyum, alkali ve
hidroksili tüketerek genleşmeyi azaltmaktadır. Bu iki tip katkı birlikte
kullanıldığında genleşmedeki azalma, ayrı ayrı kullanıldığı zamanki ile hemen
hemen aynıdır. Bunun sebebi, genleşmeyi azaltma mekanizmalarının aynı olması ve
birlikte kullanıldıklarında destekleyici başka bir mekanizmanın oluşmamasıdır.
Hava
sürükleyici katkılar ise basıncı azaltan hava boşlukları oluşturmalarının
yanısıra alkali-silika jelinin yüzey gerilimini ve viskozitesini etkileyerek su
emme kapasitesini ve akışkanlığını değiştirirler. Hava sürükleyici katkı, priz
geciktirici ve silis dumanı ile birlikte kullanıldığında, ayrı ayrı
kullanımlarından daha iyi bir etki gözlemlenmektedir. Bunun sebebi, birlikte
kullanılan bu katkıların farklı mekanizmaları yardımı ile ASR genleşmesini
azaltmalarıdır.
Mineral
ve kimyasal katkıların betonda birlikte kullanılmaları halinde katkının etki
mekanizmasının farklı olacağı gözönünde tutularak bu malzemelerin betonda
kullanım miktarları önceden deneylerle saptanmalıdır. [K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö.
ANDİÇ,2002 ]
KAYNAKLAR
1. ACI
201.2R Guide to Durable Concrete; Reported by ACI Committee 201
2. ACI
221.IR State of the Report on Alcali-Agrigate Reactivity; Reported by ACI
Committee 221
3.
Adiabatically cured, Alkali-Activated Cement-Based Waste Forms Containing High
Lavels of FIy Ash Formation of Zeolites and AlSubstituted C-S-H; A.R.BROUGH,
A.KATZ, G.K.SUN, R.J.KIRKPATRICK, J.F.YOUNG
4.
Agrega Deformasyonunun Alkali-Silika Reaksiyonuna Etkisi; P.J.M. MONTERİO
5.
Agregaların Yol Açtığı Kimyasal Reaksiyonlar ve Reaktif Agrega Kullanımı Için
Çözümler; ACI Manual of Concrete Practice, Çev. O.AKALIN
6.
Alcali-Silica Aggregate Reactions; Appendix D
7.
Alcali-Silica Reaction — Proactive Avoidance; Engineering PSU
8.
Alcali-Silica Reaction- A Method to Quantify the Reaction Degree; D.BULTEEL,
E.GARCIA-DIAZ, C.VERNET, H.ZANNI
9.
Alcali-Silica Reaction in Concrete; D.K.DORAN: The Istitution of Structurel Eng
i neers
10.Alcali-Silica Reaction, Preventing Damage in Hydraulic Cement Concrete; 5.
LANE
11.Alcali-Silica Reaction: Deterioration of Concrete Structures; TNO Building
and Construction
12.
Alcali-Silica Reaction; G.M.Idorn Consult
13.Alcali-Silica Reactivity; AASHTO Innovative Highway Technologies
14.Alcali-Silica Reactivity; Canadian Strategic Highway Research Program- CSHRP
Transportation Association of Canada
15.Alkali Silika Reaksiyonu; M.KALMIŞ
16.Alkali-Silica Reaction in Concrete; Thomas Telford Ltd.
17.Alkali-Silica Reaction in Portland Cement Concrete; R.G.McKEEN: The ATR
Institue
18.
Alkali-Silika Reaksiyonu ile Mücadelede Lityum Katkıları; T. KUENNEN
19.Alkali-Silis Reaksiyonunun Mineral ve Kimyasal Katkılar Yardımı ile Kontrol
Altına Alınması; K. RAMYAR, H. DÖNMEZ, Ö. ANDİÇ
20.ASTM
C- 1260; Standard Test Method for Potential Alcali Reactivity of Aggregates
(Mortar-Bar Method)
21.ASTM
C- 1293; Standard Test Method for Determination of Length Change of Concrete Due
to Alcali-Silica Reaction
22.ASTM
C- 150; Standard Test Method for Portland Cement
23.ASTM
C- 221C 22M; Standard Test Method for Gypsum
24.ASTM
C- 227; Standard Test Method for Potential Alkali Reactivity of CementAggregate
25.ASTM
C- 294; Standard Test Method for Constituents of Concrete Aggregates
26.ASTM
C- 295; Standard Test Method for Petrographic Examination of Aggregates for
Concrete
27.ASTM
C- 311; Standard Test Method for Sampling and Testing FIy Ash or Natural
Puzzolans for Use as a Mineral Admixture in Portland-Cement Concrete
28.ASTM
C- 33; Standard Test Method for Concrete Aggregates
29.ASTM
C- 618; Standard Test Method for Coal Fiy Ash and Raw or Calcined Natural
Puzzolan for Use as Mineral Admixture in Concrete
30.ASTM
C- 856; Standard Test Method for Petrographic Examination of Hardened Concrete
31.Beton
(Dökümü, Kalıpları, Kusurları ve Dayanıklılığı); M. ARSLAN
32.
Betonda Alkali-Agrega Reaksiyonunun Teşhis ve Kontrolü; TC. Karayolları Kurs
Programı, M.KALMIŞ, N.GUNGOR, S.ERIBOL
33.Betonlarda Alkali-Agrega Reaksiyonu ve Türkiye Çimentolarının Alkalinite
Değerleri; DSl Genel Müdürlüğü, Araştırma Dairesi Başkanlığı
34.Carbonation of High Strength Concrete with Chemical and Mineral Admixtures;
1. R. ALMAIDA
35.Concrete: Microstructure, Properties and Materials; P.K.MEHTA, P.J.M.MONTEI
RO
36.Control of Alcali-Silica Reactivity in Recycled Concrete Using FIy Ash;
Samuel 5. TYSON
37.
Cüruflar ve Cüruflu Çimentolar; M.TOKYAY, K.ERDOGDU
38.
Çimento Fırınlarında Alkali K!orür Sirkülasyonunun Kemer Oluşumu Uzerine
Etkileri; B. Omür ŞENSOZ, Selçuk YALÇIN
39.Diagnosis of the Alcali-Silica Reactivity Potential by Means of Digital Image
Analysis of Aggregate thin Sections; D. GARCIA DEL AMO, B.C.PEREZ
40.Effect of Additives on the Alcali-Silica Reaction Product Examined by
Transmission X-ray Microscopy; K.E. KURTIS, P.J.M.MONTEIRO, J.T.BROWN,
W.MEYER-ILSE
41.Effect of Ash on Alcali-Aggregate Reaction in Marine Environment; H. OHGA, 5.
NAGATAGİ
42.Effect of Zeolite on the Performance of Alcali-Activated Blastfurnace Slag
Binder; B. QUINGHAN, Z. HONG, Z. JIJUN
43.
Evaluation of Testing Methods Used for Assessing the Effectiveness of Mineral
Admixtures in Suppressing Expansion Due to Alcali-Silica Reaction; M. A. BERUBE,
J. DUCHESNE
44.High
Reactivity Metakolin Engineered Mineral Admixture for Use with Portland Cement;
Background the ASR Problem; Povierpozz Advanced Cement Technologies; Technical
Bulletin: ASR
45.ln
Situ Alcali-Silica Reaction Observed by X-ray Microscopy; K.E.KURTIS,
P.J.M.MONTERIO, J.T.BROWN, W.MEYER-ILSE
46.
Liflerin Alkali-Silika Reaksiyonunun Neden Olduğu Çatlama Üzerindeki Etkileri;
Fatih BEKTAŞ, Dr. Lütfullah TURANLI
47.
Materials of Construction; T.Y.ERDOGAN
48.
Mitigating Alcali-Silica Reaction; Slag Cement Association
49.Prediction of Concrete Durability; Proceedinds of Stats 2lst Anniversary
Conference, J.GLANVILLE, A.NEVI LLE
50.
Preventive Measures Against Alkali-Silika Reaction; F.BEKTAŞ
51.Properties of Concrete; A. M. NEVILLE
52.Residual Strength of Reinforced Concrete Beams Damaged by AlcaliSilica
Reaction- Examination of Damage Rating lndex Method;
L.J.MONETTE, N.J.GARDNER, P.E.GRATTAN-BELLEW
53.Significance of Tests and Properties of Concrete and Concrete-Making
Materials; P.KLIEGER, J.F.LAMOND
54.Silis
Dumanı ve Çimento ile Betonda Kullanımı; A.YEGINOBALI
55.Strength and Related Properties of Concrete a Quantitave Approach; 5. POPOVI
05
56.Stress Due to Alkali-Silica Reactions in Mortars; C.F.FERRARIS, J.R.CLIFTON,
E.J.GARBOCZI, F.L.DAVIS
57. The
Alcali-Silica Reaction in Alkali Activated Granulated Siag Mortars with Reactive
Aggregate; A.JIMENEZ-FERNANDEZ, F.PUERTAS
58. The
Mitigating Effect of Pozzolans on Alcali-Silica Reactions; M. GEİKER, N. THAULOW
59. The
Role of Anions and cations of Alcali Component in the Process of Hydration of
Alcali-Slag Blend; 5. D. WANG, X. 0. PU
60.The
Role of High Volume FIy Ash in Controlling Alcali-Aggregate Reactivity; 5.
RAMACHANDRAN, D. JOHNSTON
61.TraslarveTraslı Çimentolar; K.ERDOGDU, M.TOKYAY, P.TÜRKER
62.TS
2517 Alkali Agrega Reaktivitesinin Kimyasal Yolla Tayini
63.TS
706 Beton Agregaları
64. Türk
Çimento Standartları; M.TOKYAY
65.Uçucu
Kül ve Silika Tozunun Alkali-Silika Reaksiyonuna Etkisinin Incelenmesi; K.
TOSUN, H. YAZICI, B. BARADAN






|