|
Betonarme Yapılarda Çatlak Tipleri Tablosu A) Yapısal Çatlaklar Bu tip çatlaklar, yapının işlevi gereği taşıması zorunlu gerilmelerden kaynaklanır. Bunlar, projesi olmayan, zemin problemi çözülmemiş yapılarda meydana gelirler ve çok tehlikelidirler; beton dökümü ve döküm koşulları ile ilgileri yoktur. Bu durumlarda mutlaka yetkili mercilere (mühendislik bürosu, üniversite vb) başvurulmalıdır. Yapı doğru projelendirildiği ve aşırı yükleme olmadığı durumlarda böyle bir sorun yaşanmaz. Bu tip çatlaklar, betonarme eleman içinde çekme gerilmelerine dik yönde oluşur. Basit bir kirişin açıklık ortasında oluşan veya bir konsol mesnetin üstünde görülebilen çatlaklar bu tiptendir.
B) Uygulama Kökenli Çatlaklar Bu tip çatlaklar taze veya yaşlanmış betonlarda görülür. 1-Taze Beton Çatlakları Taze beton çatlakları, betonun kalıba yerleştirilmesini izleyen ilk 30 dakika ile 5 saat arasında, genelde döşeme gibi geniş yüzeye uygulanan betonlarda görülür. Bu çatlaklar, 10 cm 'ye erişen derinlikte ve birkaç cm 'den başlayarak, 2 m'ye varan uzunluklar olabilir. Derin ve uzun çatlaklar betonun mukavemeti ve dayanıklılığı açısından son derece zararlı olabilir. Taze beton çatlaklarının en önemli iki nedeni olarak oturma farklılıkları ve plastik rötre (büzülme) sayılabilir. a.Oturma Çatlakları Bu çatlaklar, yeni dökülmüş, pas payı bırakılmamış, kürü uygulanmamış, gereğinden fazla su ile karılmış betonlarda, boşluklu betonarme elemanlarda, donatının fazla olduğu bölgelerde ve betonun uygun yerleştirilmediği durumlarda, üst yüzeye yakın donatıların hemen üzerinde oluşurlar. Taze betonda iri agrega taneleri dibe doğru çökerken, çimento partiküllerini içeren su yüzeye çıkar. Yüzeye yakın kiriş ve döşeme donatıları bu yer değişimine karşı koyar ve taze beton bu bölgelerde tam olarak oturamaz. Oturmasını yapamayan beton demir boyunca çatlar. Döşemeler ince olduğu için oturma azdır, pek çatlama görülmez. Kirişler daha derin olduğu için oturma çok olabilir ve demirlerin haritası beton yüzeyine çıkar, çatlaklar donatıların yerini belli eder. Betonun suyu arttıkça oturma artar. Beton iyi yerleştirilmez, sıkılanmaz, vibrasyon uygulanmazsa oturma yine artar. Dolayısıyla çatlama da. Bu çatlakları önlemenin yolu normal kıvamda (-12 cm çökme) beton kullanıp, yüksek kıvamlı aşırı sulu betonlardan kaçınmak ve betona iyi vibrasyon uygulamaktır. b.Plastik Rötre (Büzülme) Çatlakları Bu tip çatlaklar, özellikle sıcak, kuru, rüzgarlı günlerde dökümü yapılan betonlarda (döşeme, yer, yol, pist,... betonları) görülen; rastgele dağılmış, çeşitli boylarda ve genişliklerdeki çatlaklardır. Genelde çatlak genişliği 1 mm' den azdır ve yüzeyseldir, derine gitmez, yapı güvenliği açısından tehlikesi yoktur. Döşeme betonu dökülünce üst yüzeyindeki su buharlaşmaya başlar, betonu terk ederek havaya karışır, bu suyun yerine betonun bünyesindeki su yukarı, üst yüze doğru gelir (kusulan su). Buharlaşma hızı, su kusma hızından yüksekse betonun yüzeyi kurumaya, dolayısıyla büzülmeye ve çatlamaya başlar. Aynı çatlaklar, yeni dökülen betonun altındaki eski, ıslatılmamış betonun veya asmolen tabliyelerindeki briket gibi diğer malzemelerin beton suyunu emmesi sonucu da oluşabilir. Buharlaşma hızını artıran faktörler bellidir : Hava Sıcaklığı: Hava sıcaklığı arttıkça buharlaşma artar. Sıcaklığın 10 °C artması buharlaşmayı yaklaşık 2 kat artırır. Beton havadan daha sıcaksa buharlaşma daha da hızlanır. Havanın Rutubeti: Havadaki rutubet azaldıkça (hava kurudukça) buharlaşma kolaylaşır ve hızlanır. Nispi rutubet %90'dan %5' e indiğinde buharlaşma beş kat artar. Rüzgarın Hızı: Rüzgar arttıkça buharlaşma hızı artar. Rüzgarın hızı sıfırdan saatte 20 km 'ye çıktığında buharlaşma 4 kat artar. Güneş Işınları: Beton yüzeyi güneş ışınlarına açıksa betonun yüzey sıcaklığı artar ve buharlaşma hızlanır. Betonun su kusma hızını etkileyen iki temel faktör, Betonun Doluluğu ve Agrega Granülometrisi'dir. Agreganın granülometrisi ne kadar az boşluklu ise betonun mukavemeti o kadar yüksek olur, ama boşluk olmadığından kusma suyunun yukarı çıkması zorlaşır, gecikir; su kusma hızı azalır. Buharlaşma suyunun yerine kusma suyu gelemeyince betonun yüzeyi kurur ve çatlar. Hazır betonda granülometri iyi ayarlandığından su kusma zorlaşır, plastik rotre çatlakları artar. Plastik rötreyi ve buna bağlı çatlakları azaltmak için alınacak önlemler şunlardır: - Beton döküleceği kalıbı ve donatı demirlerini nemlendirerek, kalıp elemanlarının, betonun suyunu emerek kurumasını hızlandırmalarına engel olun.
- Betonu güneşten (gölgelik yaparak veya akşam dökerek), sıcaktan (akşam dökerek) ve rüzgardan (rüzgarlık yaparak) koruyun.
- Suyun buharlaşmasını önleyin (ıslak çuval, naylon örtü örterek veya kür maddesi sürerek veya püskürterek)
- Yeterli sayıda ve beceride işçi kullanarak betonu hızlı dökün, mastarlayın ve hemen küre başlayın, en az 3 gün boyunca kürü sürdürün.
Plastik rötre çatlakları yarım saat - kırk beş dakika içinde, yani daha betonlama işi tamamlanmadan çok önce başlayabilir. 0 nedenle betonlama işi devam ederken bitirilen bölümlerde koruma önlemlerinin alınması gerekebilir. Mastarlanılan bölgelere naylon örtülerek, nemli örtü örtülerek, kür maddesi sürülerek bu önlemler peyderpey alınmış olur. Önlem alınmadığı takdirde, beton sıcaklık, rutubet ve rüzgar durumuna göre az veya çok çatlar. Bu çatlakları azaltarak asgariye indirmek sizin elinizdedir. 2. Yaşlanmış Beton Çatlakları Bu tip çatlaklar, değişik yaş gruplarındaki (birkaç haftadan 30 yıla kadar) betonlarda görülebilir. Çatlaklar, fiziksel veya kimyasal kökenlidir. Bunlar, önce kılcal görünümde, ardından büyüyen ve birleşen çatlaklardır. Çatlakları takiben beton yüzeyinde soyulma, dökülme ve patlamalar görülür. Önlem alınmadığı takdirde, betonarme elemanlar zamanla tamamen tahrip olabilir. Bu çatlamaların nedenleri arasında donma - çözülme, alkali - aktif silis reaksiyonu, karbonatlaşma, donatının korozyonu/paslanması, sülfat - asit -tuz gibi beton için zararlı maddelerin yol açtığı reaksiyonlar sayılabilir.
ONARIM YÖNTEMLERİ
Bu bölümde
betonarme, yığma ve kırsal konutlardaki hasarın onarımı ve yapının
güçlendirilmesinde kullanılacak yöntemler ile ilgili ayrıntılar ele alınacaktır.
Önce genel olarak çatlak onarımı verilecek daha sonra betonarme yapı onarımında
eski ve yeni betonun kaynaştırılması, yeni donatının mevcut donatı ile
bağlanması ile yeni donatının ankrajı konuları incelenecektir. Betonarme kiriş
ve kolonların en kesit genişletme yöntemi ile onarımı ve güçlendirilmesi ile
betonarme çerçevelerin dolgu elemanları ile doldurulup güçlendirilmesi yöntemi
de bunları izleyecektir. Betonarme yapı temellerinin güçlendirilmesi ile ilgili
ayrıntılar da verilecektir. Daha sonra yığma ve kırsal konutların onarım ve
güçlendirme yöntemleri verilecektir.
ÇATLAKLARIN ONARIMI
Çatlaklar
durmuş ise onarılabilir. Çatlak onarımı, kendi başına bir olay değildir. Çatlak
etkiyen bir kuvvetin ya da bir dayanım yetersizliğinin ifadesidir. Çatlağa yol
açan etki ortadan kaldırıldıktan sonra çatlak onarımı yapılmalıdır. Çatlak
onarımı bir bakıma bir "makyaj" görünüş düzeltilmesi olarak düşünülmelidir.
Öte yandan
genellikle durmuş çatlak yoktur. Bütün çatlaklar açılır ve kapanır. Çatlakların
genleşebilen stropor gibi esnek malzeme ile doldurulması oynamayı önleyebilir.
Ancak bu malzemenin üzerine konulan sıva bu harekete uymayabilir. Dolgu ve örtü
için çekomastik gibi daha elastik malzeme daha uygun olacaktır. Ancak
çatlakların "dikilmesi" başka yerlerde yeni çatlakların oluşmasına engel
olamayabilir.
Çatlakların
onarımında genişliklerine göre değişen yöntemler kullanılabilir. Kılcal
çatlaklar gözle ancak ayırt edilen çatlak ile 1-2 mm'ye kadar olan çatlaklardır.
Bunların örtülmesinin nedeni zamanla bu çatlaklardan sızan nemin betonarme
donatısında paslanmaya yol açabilmesi ve çatlamış kesitli betonarme elemanların
rijitliklerinin azalması ve dolayısı ile yapının dinamik özelliklerinin
değişmesini önlemektir. Çatlaklar, özellikle dış hava koşullarına açık taşıyıcı
elemanların kısa zamanda güçlerini yitirmelerine yol açmaktadırlar. Çatlakların
doldurulmasında çimento şerbeti, epoksi reçineleri, çok ince kumlu yüksek
çimento oranlı harçlar ve başka özel katkı maddeli harçlar kullanılabilir.
Çimento şerbeti ve epoksi reçinelerinin çok derinlere giden ince çatlaklara tam
olarak içirilmeleri için basınç altında uygulanmaları gerekir. Genellikle
uygulanması zor, zaman alıcı ve masraflı işlemlerdir. Gereken özen gösterilmezse
istenilen amaç sağlanmayabilir. Kılcal çatlakların içine bağlayıcı maddelerin
içirilmesi oldukça güçtür.
Epoksi Reçineleri
Epoksi
reçineleri yapıştırma özellikleri çok iyi olan sentetik reçinelerdir. Bunların
çekme gerilmeleri 50-110 kg/cm2 arasında değişir. Kopma birim uzamaları % 15-50
arasında olabilmektedir. Suya, aside ve alkaliye dirençleri çok iyidir. Zamanla
özellikleri yitirmezler. Çatlağa doldurulmuş epoksi yapıştırıcısı, çatlağın
yarattığı süreksizlik ortamını sürekli duruma dönüştürür. Çatlağın her iki
yüzünü çatlak boyunca sürekli olarak birbirlerine bağlar ve gerilme
birikimlerini önler. Sentetik reçineler kimyasal moleküler yapışma sağlarlar.
Kimyasal moleküler yapışma yüzeylerin pürüzlülüğü ile artar, çünkü kuvvet
aktarmada daha büyük bir alan çalışmaktadır. Genellikle ince bir tabaka
yapıştırıcı madde daha güçlü yapışma sağlamaktadır. Epoksi reçinelerine
polisülfit eklenmesi ile daha elastik bir yapıştırıcı oluşmaktadır. Polisülfitli
epoksi reçinelerinin çekme dayanımları 200 kg/cm'ye kadar çıkabilmektedir.
Epoksi reçinelerinin yüksek ısılara dayanım gücü azdır.
[ Şekil-1 ] 'de beton
epoksi reçinesi ve harcının basınç gerilmesi altnıda birim deformasyon
özellikleri verilmektedir (Tasai ve Akino 1991). Epoksinin basınç dayanımı
700-800 kg/cm2'ye kadar ulaşabilmektedir. Çekme dayanımı da 300 kg/cm2 kadar
olabilmektedir. Epoksilerin basnç dayanımı 15x15x40 mm boyutundaki küpler
yapılarak (
[ Şekil-1 ] )
ölçülmektedir. Çekme dayanımı için ise
[ Şekil-1 ] 'de
görülen deney elemanları kullanılmaktadır. Epoksi ile onarımın etkinliğini
belirlemek için yapılmış bir dizi deneylerde (Tasai ve Akino 1991) kullanılan
epoksi reçine ve harcının mekanik özellikleri [ Tablo - 1 ]'de verilmektedir.
Tablo - 1 . EPOKSİ VE HARCININ MEKANİK ÖZELLİKLERİ
|
|
Reçine |
Harç |
|
Basınç Dayanımı (kg/cm2) |
650 |
790 |
|
Çekme Dayanımı (kg/cm2) |
340 |
290 |
|
Basınç Altında Birim Kısalma |
0.047 |
0.022 |
|
Basınç Elastisite Modülü (kg/cm2) |
23 000 |
73 000 |
|
Çekme Altında Birim Uzama |
- |
0.0039 |
Kullanılan
epoksi harcı ya da reçinesinin basınç dayanımı istenilen biçimde
değiştirilebilir. Beton basınç dayanımına daha yakın dayanımlarda, düşük
dayanımlı, epoksi reçinesi ya da harcı kullanılması daha uygundur. Epoksi
reçinesi ve harcının elastik modülünün betona göre daha düşük olması daha
elastik bir malzeme olduğunu göstermektedir. Epoksinin elastisite modülü de
katkı maddeleri ile azaltılıp çoğaltılmaktadır.
Piyasada
çeşitli ticari markalar altında satılan sentetik yapıştırma maddeleri
bulunmaktadır. Bunların kullanış yerleri eski ve yeni beton arasında bağlantı
sağlama, yeni betonda delik, çatlak ve köşelerin onarımıdır. Bu arada bazı katkı
maddeleri ince kumlu harca katılarak çekme dayanımı yüksek harç yapılmaktadır.
Genellikle 5 mm'ye kadar olan çatlaklara yalnız epoksi, daha geniş çatlaklarda
ise dolgu maddesi katılmış epoksi harcı kullanılmaktadır.
Epoksi İle Onarım Yöntemleri
Epoksi
onarım iki biçimde kullanılmaktadır.
1-
Epoksi
enjeksiyon yöntemi 0.2-0.3 mm genişliğindeki çatlakların onarımı için uygundur.
Düşük viskositeli epoksi reçinesi sürekli bir düşük basınç altında
içirilmektedir. Bu yöntemle betondaki ince ve kılcal eğilme çatlakları
kapatılmakta ve çatlak yüzeyinden çekme kuvveti aktarımı gerçekleştirmektedir.
Aynı zamanda epoksi reçinesi donatı ile beton arasında açılmaları doldurarak
donatı ile beton arasındaki yapışmayı (aderans) artırmaktadır.
2-
Epoksi harcı ile doldurma ezilmiş ve parçalanmış ve de dökülmüş betonları
doldurmak için kullanılır. Epoksinin içine çok ince agrega katılarak bir tür
"beton" elde edilir ve tahrip edilmiş betonun yerine konulmaktadır.
Düşük basınç
altında epoksi enjeksiyonunda düşük viskositeli epoksi kullanılmaktadır.
Enjeksiyon da düşük bir basınç altında yapılmakta ve uzun süre beklenmektedir.
Bu işlemde önce çatlak üzerine belirli aralıklarla borular yerleştirilmekte (
[ Şekil-2 ] ) ve
çatlak ve boruların çevresi epoksi harcı ile kapatılmaktadır. Daha sonra epoksi
ile doldurulmuş tüpler borulara takılmakta. Tüplere diğer bilyalı uçlarından
basınç uygulanmakta ve bu basınç altında tüpteki epoksinin çatlağın içine doğru
yavaşça akması beklenmektedir.
Epoksi ile Onarımda Taşma Gücü Artışı
Epoksi
doldurulmuş çatlak ara yüzeyinde oldukça yüksek bir çekme dayanımı
sağlanmaktadır. Ancak onarılmış elemanın tekrar yüklenmesi ile, eski çatlakların
hemen yanında yada onarılmış iki çatlak arasında bir yerde yeniden çatlak olduğu
ve elemanın dayanımının hasar öncesi dayanım düzeyindekaldığı görülmektedir
(Penzien ve Çelebi 1973 ve Tasai ve Akino 1991). Bunun nedeni epoksi doldurulmuş
iki çatlak arasındaki betonun dayanımının onarım öncesi dayarınımın düzeyinde
kalması ve en düşük dayanımlı kesit olduğu için yeniden yüklemede kırılmanın
burada olmasıdır.
Ayrıca
epoksi ile kiriş onarımı ile dayanım artışı olmamaktadır. Çünkü onarım öncesinde
çatlak yakınındaki donatılarda akma gerilmesi aşılmıştır. İki çatlak arasında
ise donatıda gerilme akma gerilmesinin altnıdadır. Ouarımdan sonraki yüklemede
ise taşıma gücünün artması için daha önce akmış donatının pekleşme bölgesine
daha çok girmesi gerekmektedir. Ya da donatıdaki pekleşmenin ilk yüklemede
elastik kalan bölgede de olması gerekir. Ancak bu bölge epoksi ile onarılmadığı
için yine aynı dayanımdadır. Bu nedenle de burada dayanım artışı olamaz.
Kirişlerde
çekme bölgesindeki çatlakların onarımı aynı zamanda düz donatı ile beton
arasındaki yapışmayı (aderans) da artırmaktadır. Bu durum ise donatıda daha
yüksek akma ve pekleşme gerilmelerine ulaşılmasını sağlamaktadır. Kesitin bu
yolla daha çok moment taşıyabilmesi, ancak bu artan moment altında oluşan daha
büyük kesme kuvvetini taşıma gücünün de bulunmasına bağlıdır. Yoksa artan moment
taşıma gücü sonucu eğilme kırılması yerine kesme kırılması oluşur. Epoksi harcı
yada enjeksiyonu ile beton ile donatı arasındaki yapışmada büyük artışlar
olabilmektedir: 27 kg/cm2'den 98 kg/cm2'ye (Tasai - 1991).
Çimento Şerbeti
Çimento
standardı (TS-24)'e göre çimento tanelerinin % 95'i 200 ile 325 nolu eleklerden
geçmelidir. Bu koşula göre çimento taneciklerinin 0.074 mm'den daha büyük
olmaması gerekir. Diğer bir deyişle çimento şerbetinin O. l mm ve daha büyük
çatlaklara girebilmesi olanaklı görünmemektedir. Ancak kılcal çatlaklara çimento
şerbeti ancak basınç altında doldurulabilir.
Çimento
şerbeti ya da harç yapımında ilk dayanımı yüksek portland çimentosu (IPÇ) ve
genleşen (ekspansif) çimento kullanımı, onarımın hızlı yapılmasını sağlar.
Genleşen çimento ise çatlakların içine giren harcın ya da şerbetin genişleyip
bütün boşlukları doldurmasını sağlar. Genleşen çimento içine sülfoalüminat
konulmuş bir çimentodur. Normal portland çimentosuna da çok ince öğütülmüş
alüminyum tozu katılması ile genleşen çimento elde edilmektedir.
Çimento Enjeksiyonu
Çimento
enjeksiyonu özellikle taşıma gücü zayıf olan moloz taş duvarlarda düşük
basınçlar altında uygulanır. Bunun için duvarın içine kadar uzanan borular
yerleştirilir. Duvarın iç ve dış yüzeyi 2-3 cm, kalınlığnıda sıva ile kaplanır
( [
Şekil-3 ] ). Daha sonra altlardaki deliklerden başlayarak düşük
basınç altında çimento şerbeti enjeksiyonu yapılır. Herhangi bir borudan çimento
pompalama, yandaki borulardan çimento şerbeti taşmaya başlayıncaya kadar
sürdürülür. Çimento içirimi yapılmış delik kapatılır. Bu işlem herbir sıradaki
delikler doluncaya kadar sürdürülür. Daha sonra aynı işlemler bir üst sıradaki
enjeksiyon deliklerine uygnlanır. Delikler arasında 30-40 cm kadar aralık
olabilir. Bu deliklerin duvardaki taş ya da tuğla ve benzeri malzeme arasındaki
derz durumlarına göre yerleştirilmesi gerekir. Deliklere takılacak borular
kullanılacak pompanın hortum ucu boyutuna göre seçilir.
Çimento
enjeksiyonu yöntemi ile çok zayıf ve düşük dirençli moloz taş duvarların
direncinin yükseltildiği ve daha sağlam bir duvar oluşturulduğu gözlemlenmiştir.
Sağlam ve normal dayanımlı olan çimento ve kireç harçlı duvarlarda ise çimento
içiriminin duvar dayanımında göze çarpıcı bir artış yapmadığı da bilinmektedir.
Çimento içirimi kötü ve zayıf duvarları iyi duvar düzeyine çıkarmaktadır. Yöntem
yavaş, zaman alıcı ve çimento pompalama donanımı gerektirmektedir. Kullanılan
çimento genleşen ve ilk direnci yüksek çimento olmalıdır. Bu yöntemin çok eski
yıllarda yapılmış tarihsel ve kültürel değeri olan kırsal alan yapılarının moloz
taş duvarlı çamur harçlı duvarlarında kullanılmasının etkili olacağı
sanılmaktadır. Taşları arasındaki çamur harcın zamanla dökülmüş olduğn bu tip
yapılarda taşlar arasındaki boşluklara içinde az miktarda ince kum da bulunan
çimentolu şerbetin içirimi ile güçlendirme çok etkili olacaktır.
Mekanik Bağlayıcılar
Çatlakların
epoksi reçinesi, çimento şerbeti ya da harçla onanrımı genellikle artık
genişlemeyen, durmuş çatlakların doldurulması amacı ile yapılmaktadır. Çatlakta
genişleme sürüyorsa çatlağın mekanik bağlayıcılarla "dikilmesi" gerekir. Bu
dikişler çatlağı kesen çubuklar ve çubukların uçlarının uygun bir biçimde
bağlanması ile oluşur ( [
Şekil-4 ] ). Bu tür mekanik bağlayıcılar süreksiz olduklarından
gerilim birikimi yapabilir. Uçlarındaki sıkıştırılrmş somunlar dayandıkları
yerlerde yerel ezilme ve kırılmalara yol açabilir. Mekanik bağlayıcılar
bağladıkları yüzeyler arasında oluşturdukları sürtünme kuvveti ile kuvvet
aktarımı yaparlar. Mekanik bağlayıcılar ile çatlak yüzeylerine dik yönde bir
knvvet uygulandığı zaman, diğer bir deyişle vidalar sıkıştırıldığı zaman etkili
olarak çalışmaya başlarlar. Eğer çatlağın genişleme eğilimi varsa, çatlağa dik
yöndeki çubuklarda ek gerilmeler oluşmağa başlar. Çatlak, çubuklarda oluşan ek
gerilmelere karşılık olan birim uzama miktarları kadar açılabilir.
Çatlakların
dikilmesinde
[ Şekil-5 ] ve
[ Şekil-6 ] 'daki
yöntemler kullanılabilir. Bu onarım yönteminde kolon ya da kirişin hasarlı
bölgesindeki parçalanmış ve ezilmiş beton temizlenmekkte, bu bölümler epoksi
harcı ile doldurularak eksilmiş beton hacim doldurulmaktadır. Burkulmuş ya da
deforme olmuş donatılara dokunulmamaktadır. Daha sonra epoksi ile yamanmış bölge
en az 5 mm kalınlığında ve 50 mm genişliğinde metal şeritlerle sarılmaktadır.
Şeritlerin altına betona yapışması için epoksi reçinesi sürülmekte ve metal
şeritlere epoksi sertleşinceye kadar baskı uygulanmaktadır. Bu onarım yöntemi
1992 Erzincan depremi sonrasında perde duvarlarla takviye edilen kooperatif
konutlarındaki hasarı onarmak için kullanılmıştır (İTU-1992).
ESKİ
VE YENİ BETONU KAYNAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
Betonarme
yapı elemanlarının onarım ya da güçlendirilmesinde eğer beton en kesidinin
büyütülmesi gerekiyorsa daha önce dökülmüş beton ile yeni dökülen betonun
birlikte monolitik tek parça olarak çalışması gerekir. Bu bir anlamda eski ve
yeni beton arasında süreklilik, kuvvet aktarımı sağlanması demektir. Eski ve
yeni beton arasında kesme, basınç ve çekme kuvvetlerinin aktarılmasının
gerektiği durumlar vardır.
Basınç Kuvvetlerinin Aktarımı
Bu aktarımın
tam olarak sağlanması için eski betonun yüzünün pürüzlü bir duruma getirilmesi,
yeni dökülen betonun eski betona iyi yapışması için taze betona hafif bir basınç
(10 kg/cm2) uygulanması ya da özel bağlayıcı maddelerin kullanılması
önerilmektedir (Chronopoulos-1989). Püskürtme beton ya da özel beton
kullanılması ile hemen hemen tam süreklilik sağlanabilmektedir.
[ Şekil-7 ] 'de
çeşitli yöntemlerle kaynaştırılmış eski ve yeni betonun basınç altında şematik
yük-deformasyon eğrisi verilmektedir.
Basınç
kuvvetleri altında eski ve yeni betonun kaynaşmasının, özellikle şantiye
koşulları altında tam olamayacağı ileri sürülmektedir (
[ Şekil-7 ] ).
Betonun basınç dayanımının biraz daha küçük olacağı, elastisite modülünün daha
küçük, en az % 50 kadar daha az ve birim kısalmanın da % 25 kadar daha fazla
olabileceği ileri sürülmektedir (Chronopoulos-1989). Basınç etkisi altında eski
ve yeni betonun kaynaşmasının verimlilik oranının % 90 gibi alınabileceği
sanılmaktadır, basınç dayanımı % 10 kadar daha düşük gibi.
Kesme Kuvvetleri Etkisi Altında Kaynaşma
Eski ve yeni
betonun kesme kuvvetleri etkisi altında kaynaşması çok daha önemlidir. Farklı
zamanlarda dökülmüş iki betonun ara yüzeyinin kesme etkisi altında kuvvet
aktarımı betonların birbirine yapışması (adhezyon) ve sürtünme ile
gerçekleşmektedir. Uygulanan kaynaştırma yöntemleri bu iki işlevi sağlayacak
özelliklerde olmalıdır. Eski betona yeni beton yapışmalı ve eski betonla yeni
beton arasında sürtünme olabildiğince yüksek olmalıdır. Öte yandan bir önceki
bölümde anlatıldığı gibi çatlakları bağlamada kullanılan mekanik bağlayıcılar da
bu amaçla kullanılabilirler. Eski beton ile yeni betonun ara yüzeyleri, tıpkı
betondaki çatlaklar gibi betonda bir süreksizliktir. Bu nedenle eski ve yeni
betonda uzanan filiz donatısı kama etkisi ile kesme kuvveti aktarma işlevi
görebilir.
Betondan
betona kesme kuvveti aktarılmasında etkili olan faktörler ve etkinlikleri
aşağıda Tablo-2'de verilmektedir (Chronopoulos-1989).
Eski ve yeni
betonu kaynaştırmada yüzey pürüzlülüğünün artırılması yüzeyde en az >=3 mm'lik
pürüzlerin olması ile gerçekleştirilir ( [
Şekil-8 ] ). Bir diğer kaynaştırma yöntemi ise betonda kesme kamaları
oluşturacak yuvalar ve dişler yapılmasıdır ( [
Şekil-8 ] ). Eski ve yeni beton arasındaki sürtünme katsayıları
yüzeyin düzgün, pürüzlü ve dişli olmasına göre önerilen adhezyon ve sürtünme
değerleri aşağıdaki gibidir (Chronopoulos-1989):
|
|
Adhezyon |
Sürtünme Katsayısı |
|
Düzgün |
0.0- 0.25 ft |
0.66 |
|
Pürüzlü |
0.75- 1.00 ft |
1.00 |
|
Dişli |
0.75 - 1.00 ft |
1.50 |
Burada ft
betonun çekme dayanımıdır.
Eski ve yeni
beton arasında kaynaştırma yeni yapılan inşaatlarda da bir sorundur. Birçok
betonarme yapıda özellikle kolonlarda döküm derzleri kolon uç momentlerinin en
büyük olduğu yerlerde yapılmaktadır. En çok birkaç hafta gibi farklı zamanlarda
dükülmüş betonların tam kaynaşmamış olması nedeni ile bu ara yüzeylerde en hafif
depremlerde bile kolayca çatlak ve açılma oluşabilmektedir.
TABLO 2. ADHEZYON VE SÜRTÜNMEYE ETKİYEN FAKTÖRLER
|
|
Adhezyon |
Sürtünme |
Not |
|
Yüzey Pürüzlülüğü |
+ |
+ |
|
|
Agregaların Biçim ve Boyutları |
0 |
+ |
Köşeli ve küçük boyutlu agrega sürtünmeyi artırır |
|
Yüzeyin İşlenmesi |
+ |
+ |
Yüzeyin önceden cilalanması ve temizlenmiş olmasının katkısı
olumludur |
|
Özel Yapştırma Maddeleri |
+ |
+ |
|
|
Sıkıştırma |
+ |
+ |
Ara yüzeye dik yönde az miktarda basınç olumludur |
|
Dıştan Dik Yönde Yük |
0 |
? |
|
|
Eski ve Yeni Betonun Yaş Farkı |
0 |
0 |
Betonlama arasında geçen sürenin 7 günden az olması iyi olur |
|
Beton Basınç Dayanımı |
0 |
0 |
|
|
Tersinir ve Devresel Yükler |
0 |
0 |
Adhezyonu ve sürtünmeyi azaltır ve yok edebilir |
Kama
Donatısı ile Kaynaştırma
Eski ve yeni
betonun ara yüzeyine dik yönde yerleştirilmiş filiz demirlerinin kama etkisi ile
kesme kuvvetleri aktarabileceği bilinmektedir. Park vc Paulay (1975)'e göre
donatının kama etkisi ile kesme kuvveti aktarması
[ Şekil-9 ] 'da
gösterilen mekanizma ile oluşmaktadır. Yalnız bu işlem için eski ve yeni beton
arasında ötelenme oluşması ve kama donatısının deformasyonu gerekmektedir. Bu
ise istenilen bir durum değildir. Ancak çok yüksek yükler altında oluşması ve
enerji tüketimi ile birlikte oluşması durumunda olumlu görülebilir.
Kama
etkisinden yararlanılacak filiz demirlerinin eski betonda ankraj için açılacak
yuvalara yüksek dayanımlı ve genleşen çimentolu harç ile yerleştirilmesi gerekir
Ankraj boylarının yeterli olması dagerekmektedir. Donatıların betona ankrajı bir
sonraki bölümde incelenecektir.
[ Şekil-9 ] 'da
gösterilen eski beton ile yeni beton arasında kama donatıları ile kesme kuvveti
aktarma yöntemi çerçeve açıklıklarına perde duvar yerleştirme ile güçlendirme
yönteminde kullanılabilir. Kolonların mantolanmasında ise kolonda açılacak
yuvalara kanca donatısı yerleştirerek kama donatısından kesme kuvveti aktarma
işleminde yararlanılabilir ( [
Şekil-10 ] ).
Epoksi Reçineleri İle Kaynaştırma
Basınç
altnıda eski ve yeni beton arasındaki yüzeyde kaynaşma hemen hemen yüzde yüz
etkilidir. Eğer uygulanan basınç kuvveti ile ara yüzey arasındaki açı 90
dereceden küçük ise ulaşılabilen basınç dayanımı, beton basınç dayanımının %
25-50'si kadar daha düşük olabilmektedir. Eğer epoksi ile yapıştırılmış ara
yüzeye dik yönde çekme kuvveti uygulanırsa, epoksi reçinelerinin çekme dayanımı
her zaman betonun çekme dayanımından yüksek olduğu için kırılıma betonda
olmaktadır. Ara yüzeye konulan epoksi tabakasının 2 mm'den ince olmasının
dayanımı artırdığı gözlenmiştir. Ara yüzeye kesmee kuvveti geldiği zaman dayanım
beton çekme dayanımı olarak alnıabilir. Sürtünme katsayısı olarak da kuru vc
pürüzsüz yüzeyler için önerilen katsayı alınabilir. Bu sürtünme değeri, küçük
kaymalar, 0.02 mm'den az, için geçerlidir.
|