|
|
|
Gönderen
|
Konu: KiTAP TANITIMLARI (Okunma Sayısı 6988 defa)
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
barkın
|
 |
« Yanıtla #31 : 29 Ağustos 2006, 18:07:05 » |
|
Kendinizle karşılaşmaya hazırsanız, ‘Birine mi Benzettiniz?’in sayfalarını çevirmeye başlayabilirsiniz.
“O gece sesler duyarak korkunç kâbuslardan uyandım. Önce rüzgâr sandım, sonra babamın mutfakta ağabeylerimle konuştuğunu fark ettim. Alçak ve telaşlı bir sesle konuşuyordu, ağabeylerimin sesi mırıltıyla çıkıyordu. Arada babamın sesi yükseliyordu ama söylediklerinden tek kelime anlamıyor, duymak da istemiyordum. Leo ile Mario’nun yaptıklarını düşününce kendimi çok kötü hissediyordum kulak kabartmak istemiyordum. Bir daha kimsenin konuşmasını gizlice dinlemeyecektim.”
Suç nedir? Bir insan neden suç işler? Peki, aile içi günahların bedelini neden genellikle çocuklar öder? Hepimiz biliriz, kapalı kapıların ardında hiçbir şey göründüğü gibi değildir...
‘Birine mi Benzettiniz?’ sıradan görünen yaşamların arka planında kopan fırtınaları başarıyla yansıtan en önemli kalemlerden biri olan Joyce Carol Oates’un son öykü kitabı.
Gazetelerin üçüncü sayfalarında okumaya alışkın olduğumuz haberlerde yer alan sarsıcı olayları andıran konulara sahip bu öyküler, suçlu-masum-tank üçgeninde son derece çarpıcı saptamalar da barındırıyor.
Kadınların, erkeklerin ve çocukların tanıklıkları, suçları ve sırları... Birine mi Benzettiniz? insan ruhunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren öykülerden oluşuyor.
Birine mi Benzettiniz? Everest Yayınları, 372 sf. Çeviren: Alev Bulut Dizi: Çağdaş Dünya Edebiyatı Tür: Öykü
|
|
|
|
|
Logged
|
ÜÇ KİŞİYE ACI; Cahiller arasında alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene! Şeyh Edebali
|
|
|
|
barkın
|
 |
« Yanıtla #32 : 29 Ağustos 2006, 18:07:49 » |
|
Fransa’daki Lutte Ouvrière’in (İşçi Mücadelesi) önderlerinden olan ve en son 2002 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 5’in üstünde oy alan Arlette Laguiller, bu kitabında ömrü boyunca uğruna mücadele ettiği komünizmi anlatıyor.
Laguiller’e göre, bu dünyada komünizm kadar aşağılanmış, eleştirilmiş, iftiraya uğramış başka bir düşünce sistemi yoktur.
Yıllardan beri, komünizmin öldüğünü ilan eden onlarca kitap basılmakta, bir o kadar da makale yayımlanmaktadır. Bu iddia için en kolay sarılınan bahane de Stalin rejimi olmaktadır. Oysa Sovyetler Birliği, ne komünist bir toplum, ne de komünist bir rejimdi. Zaten, komünizmin, tek bir toplumun sınırları içinde gelişebilmesi de mümkün değildir.
Kapitalizm ise çok daha önceleri doğduğu halde, hâlâ başarılı olabilmiş değildir. İnsanlığın geleceği hâlâ komünizmdedir.
Benim Komünizmim Agora Kitaplığı, 210 sf. Çeviren: Can Utku Dizi: Siyaset
|
|
|
|
|
Logged
|
ÜÇ KİŞİYE ACI; Cahiller arasında alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene! Şeyh Edebali
|
|
|
|
barkın
|
 |
« Yanıtla #33 : 29 Ağustos 2006, 18:08:21 » |
|
Kadim Mısır Ötedünya Kitapları, ölülerini tanrılar nezdinde nurlandıracak büyülü sözlerle donatmanın yanı sıra ölümden sonraki hayatlarında onlara yol gösterecek rehberler yaratma arzusuyla dünyanın en eski ve en ilginç metinlerini yaratan bir uygarlığın Batılı anlamda Kutsal Kitaplar külliyatı.
Milattan önce ikibinli yıllarda yazılmaya başlayan ötedünya metinleri, etkilerini ilk dönem İslâmiyetin bazı inançlarına nüfuz edecek kadar uzun süre korumuştur. Günümüzde de gerek Mısırbilim araştırmacılarının gerekse de modern psikanaliz, edebiyat ve dinbilim çalışmalarının ilgisini çekmektedir.
Uzman yazar Hornung’un Kadim Mısır Ötedünya Kitapları’nı okuyarak Piramit Metinleri’nden başlayıp, Tabut Metinleri, Ölüler Kitabı, Nefes Üzerine Kitap, Amduat, Oniki Mağara Büyülü-söz, Kapılar Kitabı, Mağaralar Kitabı, Yer Kitabı, Nut Kitabı, Gün Kitabı, Gece Kitabı, Güneş İlahisi, Gök ineği Kitabı ve Sonsuzluğun Kat edilmesi Kitabı’na uzanacak biçimde geniş bir zaman aralığında bir medeniyetin inançları, ötedünya tasavvuru, tanrı tasvirleri ve zengin hayalgücünün gelişip değişimine tanık olacaksınız. Her bir kitabın resimlerini görebilecek ve garip figürler olmanın ötesinde bir şeye tekabül eden hiyerogliflerin anlamını tek tek okuyup öğrenebileceksiniz.
Ana Hatlarıyla Mısır tarihi’yle bizi Mısır’ın politik dünyasında bir tarih gezintisine çıkaran, Mısırbilime Giriş’le kadim Mısır üzerine çalışma disiplininin ayrıntılarını sunan Erik Hornung bizi bu kez Güneşin gece yolculuğuna katılmaya, yeraltını kat etmeye ve Ölümsüzlüğe davet ediyor.
Kadim Mısır - Öte Dünya Kitapları Kabalcı Yayınları, 240 sf. Çeviren: Zehra Aksu Yılmazer Dizi: Antropoloji - Arkeoloji - Mitoloji
|
|
|
|
|
Logged
|
ÜÇ KİŞİYE ACI; Cahiller arasında alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene! Şeyh Edebali
|
|
|
|
barkın
|
 |
« Yanıtla #34 : 29 Ağustos 2006, 18:09:09 » |
|
-Robert Ludlum’un Unutulmaz Kahramanı Jason Bourne-
Robert Ludlum, 2001’in Mart ayında öldüğünde milyonlarca hayranı harika öyküler üreten bu romancının arkasından yas tutmaya başladı.
Tüm dünyadaki okuyucuların ve izleyicilerin büyük ısrarları karşısında Ludlum Vakfı, yazarın hem dostu, hem de en büyük hayranlarından biri olan ünlü yazar Eric Van Lustbader’e başvurarak Bourne maceralarının devamını yazmasını önerdiler. Teklifi kabul eden Lustbader kendisini de şaşırtan yeni bir Jason Bourne öyküsü yarattı.
Roman, CIA’den emekli olup Georgetown Üniversitesi’nde dil-bilim profesörü olarak çalışan David Webb’in (namı diğer Jason Bourne) kampusta kiralık bir katilin kurşunlarından kıl payı kurtulması ve en yakın iki dostunu öldürmekle suçlanmasıyla başlar. Böylece Webb elinde olmadan ölümcül Bourne kişiliğine tekrar bürünmek zorunda kalır.
Olayların ardındaki gizemi çözmek için CIA ve acımasız katilinden kaçan Bourne, hayatta kalabilmek için büyük mücadele verir. Umutsuzca koşuştururken Paris, Girit, Budapeşte ve İzlanda’ya gitmek zorunda kalır, ama kendisi için en son gitmek istediği yer ise geçmişidir.
Hızlı temposu, düşmeyen gerilimi ve güçlü karakterleriyle okuyucuları soluk soluğa bırakacak müthiş bir roman.
Bourne’un Mirası Altın Kitaplar, 544 sf. Çeviren: Pınar Öcal Dizi: Roman
|
|
|
|
|
Logged
|
ÜÇ KİŞİYE ACI; Cahiller arasında alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene! Şeyh Edebali
|
|
|
|
barkın
|
 |
« Yanıtla #35 : 04 Eylül 2006, 18:22:14 » |
|
Franco Moretti, sıra dışı çalışmaları ve aykırı teorileriyle tanınan bir edebi teorisyen ve edebiyat tarihçisidir. Ona göre, edebiyat alanında çalışan araştırmacılar, bir noktadan itibaren okumayı bırakmalı ve onun yerine, kendi alanlarıyla ilgili olarak dökümler yapmaya, grafikler hazırlamaya ve haritalar çıkarmaya yoğunlaşmalıdırlar. Bu yolla, fazlasıyla çiğnenmiş toprağa, kadim edebiyata (bir bakıma da ‘akademinin en geri kalmış disiplinlerinden biri’ne) yeni bir can verilebilecektir. O takdirde, yani edebi incelemeleri tesadüfü ve sistematik olmayan bir şekilde yürütmekten vazgeçildiğinde, edebi tarihin görünenden oldukça farklı bir şekle bürüneceğine ve ‘estetik form’ kavramının köklü bir değişim geçireceğine kuşku şüphe yoktur. Çeviriler: Franco Moretti’nin New Left Review’da çıkan üç makalesini bir araya getirip, küçük değişiklikler ve eklemelerle yayına hazırladığı bu kitabın bölümleri Ebru Kılıç, Nurçin İleri ve Esin Düzel eliyle Türkçe’ye çevrilmiş olup, New Left Review’un Türkiye seçkilerinde yayınlanmıştır: ‘Grafikler’, çev. Ebru Kılıç, New Left Review - 2003 Türkiye Seçkisi, Agora Kitaplığı, İstanbul, 2004, s. 215-242 [orijinal metin için bkz. NLR II, Sayı: 24, Kasım-Aralık 2003, s. 67-93.] ‘Ağaçlar’, çev. Nurçin İleri, New Left Review - 2004 Türkiye Seçkisi, Agora Kitaplığı, İstanbul, 2005, s. 227-251 [orijinal metin için bkz. NLR II, Sayı: 26, Mart-Nisan 2004, s. 79-103.] ‘Haritalar’, çev. Esin Düzel, New Left Review - 2005 Türkiye Seçkisi, Agora Kitaplığı, İstanbul, 2006, s. 217-238 [orijinal metin için bkz. NLR II, Sayı: 28, Temmuz-Ağustos 2004, s. 43-63.] Edebi Teoriye Soyut Modeller Agora Kitaplığı, 144 sayfa Çeviren: Ebru Kılıç, Nurçin İleri, Esin Düzel 
|
|
|
|
|
Logged
|
ÜÇ KİŞİYE ACI; Cahiller arasında alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene! Şeyh Edebali
|
|
|
|
barkın
|
 |
« Yanıtla #36 : 04 Eylül 2006, 18:23:42 » |
|
Amerikalı bir yazar soyunun Mecdelli Meryem ve Hz. İsa’dan geldiğini iddia ediyor! Andrew Buncombe, The Independent Da Vinci Şifresi’nin kırk milyon okurundan birisiyseniz, hikayenin devamını dinlemeye hazır olun. Bir yazar, Kathleen McGowan, Kutsal Kase’nin yaşayan formu, Mecdelli Meryem ile Hz. İsa’nın torunu olduğunu iddia ediyor. Yazar bir Amerikalı, 43 yaşında ve söylediklerinde çok ciddi. Söyledikleri fazlasıyla iddialı olsa da, üç çocuk sahibi bir anne olan Kathleen McGowan, hikayesini yarı otobiyografik bir romanla dünyaya duyuruyor. Üstelik Simon & Schuster gibi dünya çapında büyük bir yayınevi onu ciddiye alıp kitabın tanıtımı için elinden geleni yapıyor. Böyle bir genetik soy iddiası bir yazarı rezil de edebilir vezir de. Fakat kitabın telif hakları çoktan yirmi beş ülkeye satıldı ve Amerika’da ilk baskıya 250,000 gibi bir baskı adediyle girdi. Üstelik bu sadece bir başlangıç; kitap bir üçlemenin ilk halkası. Simon & Schuster’in İngiltere sorumlusu Digby Halsby, McGowan’ın bu kitap üzerinde 1989 yılından beri çalıştığını, bu yüzden Dan Brown’la karşılaştırılmaması gerektiğini söylüyor. Bir yazar böyle bir iddiayla geldiğinde yayıncının ne düşünmesi gerektiği sorulduğunda ise, “Bunu kanıtlamak elbette zor. Ama bu bir inanç meselesi. Anlattıkları akla çok uygun, okuyunca göreceksiniz” diyor. McGowan, kitabına yazdığı sonsözde, Mecdelli Meryem ile Hz. İsa’nın soyundan geldiği iddiasının altını çiziyor ve kitabın yarı otobiyografik bir niteliği olduğunu belirtiyor. Da Vinci Şifresi, gizli Katolik örgüt Opus Dei’nin yüzyıllardır Hz. İsa’nın bir çocuğu olduğu ve bu soyun devam ettiği gerçeğini saklamakla uğraştığını anlatıyordu. İşte Kathleen McGowan tam da bu soydan geldiğini söylüyor. Beklenen İthaki Yayınevi, 552 sf. Çeviren: Perran Fügen Özülkü Tür: Roman 
|
|
|
|
|
Logged
|
ÜÇ KİŞİYE ACI; Cahiller arasında alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene! Şeyh Edebali
|
|
|
|
barkın
|
 |
« Yanıtla #37 : 04 Eylül 2006, 18:24:48 » |
|
Can Yayınları, öykücülüğümüzün ustalarından Osman Şahin’in bütün öykülerini yayımlıyor. Daha önce Mahşer, Ölüm Oyunları, Geniş Bir Nehrin Akışı: Yaşar Kemal gibi kitapları yayımlanan Osman Şahin bundan böyle bütün öykü kitaplarıyla Can Yayınları’nda olacak. Öykücünün ilk iki kitabını kapsayan bir kitap olan ‘Kırmızı Yel - Acenta Mirza’, yayınlandığı dönemde büyük yankı uyandırmış öykülerden oluşuyor. ‘Kırmızı Yel’ adlı öykü ‘Adak’, ‘Fareler’ adlı öyküyse ‘Kibar Feyzo’ adıyla Atıf Yılmaz tarafından filme alınmış, yurtiçi ve yurtdışı festivallerde büyük ilgi görmüş, ödüller kazanmıştı. İkinci kitaptaki öykülerden ‘Acenta Mirza’ ve ‘Reşim’ öyküleri de Yavuz Turgul tarafından ‘Züğürt Ağa’ adıyla sinemaya aktarılmış, büyük başarı kazanmıştı. Osman Şahin’in kitapları bu güne kadar pek çok dile çevrildi. İlk kitabından başlayarak önce İsveç’te, sonra Almanya’da, ve daha dünyanın pek çok ülkesinde pek çok öykü antolojilerinde girdi, hakkında övgü dolu yazılar yazıldı. 2006 yılının Mayıs ayında öykülerinden bir seçme İngilizce olarak da basıldı. Osman Şahin (Yazar) 1938’de Mersin’in Aslanköy’ünde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Diyarbakır, Dicle Köy Enstitüsü’nde, yükseköğrenimini Ankara, Gazi Eğitim Enstitüsü, Beden Eğitimi Bölümü’nde tamamladı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, Fırat boylarında köy öğretmenliği, liselerde beden eğitimi öğretmenliği yaptı. Politik tutumu nedeniyle, 12 Eylül askeri idaresince, Trabzon’a sürgün edilerek resmen emekli edildi. Bir kitap eleştiri yazısı nedeniyle, 142/3-6 ve 312/1-2, maddelerinden İstanbul 3 No’lu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nce bir buçuk yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Cezasını Şile ve Yalova cezaevlerinde çekti. Türkiye Yazarlar Sendikası, Türk Pen Yazarlar Derneği, Dil Derneği, Edebiyatçılar Derneği üyesi Osman Şahin, Kırmızı Yel ile, TRT-1970 Öykü Büyük Ödülü’nü, Ağız İçinde Dil Gibi ile 1980 Nevzat Üstün Öykü Ödülü’nü, Selam Ateşleri ile 1992 Ömer Seyfettin Öykü Ödülü’nü ve yine Selam Ateşleri ile 1993 Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı’nı kazandı. Bugüne dek 9 öykü, 2 roman, 2 senaryo, 1 araştırma-inceleme-röportaj kitabı yayınlayan Osman Şahin’in Kırmızı Yel’i, Den Röde Winden adıyla İsveççe’ye, kimi öyküleri Polonya, Macar, Alman ve Fransızca dillerine çevrilerek yayınlandı. Yaşar Kemal Bir Çukurova’dır adlı röportajı ABD’de, Prof. Ali Akay ile Prof. M. Şehmuz Güzel’in Paris’te, ortaklaşa hazırladıkları, Yaşar Kemal ve Osman Şahin’in Yapıtlarında Ölüm İmgeleri ve Düşler adlı inceleme yazısı da Fransa’da yayınlandı. Osman Şahin’in bugüne dek 21 öyküsü filme alındı. Bunlardan bazılarının senaryolarını yazdı. Bu filmler yurtiçi ve yurtdışı film festivallerinde 25’ten fazla ödül kazandı. Kırmızı Yel - Acenta Mirza Can Yayınları, 151 sf. Türk edebiyatı 
|
|
|
|
|
Logged
|
ÜÇ KİŞİYE ACI; Cahiller arasında alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene! Şeyh Edebali
|
|
|
|
barkın
|
 |
« Yanıtla #38 : 04 Eylül 2006, 18:25:53 » |
|
Artemis Yayınları ilk kitabı Spandau Phoenix ile New York Times çoksatan listesinde uzun süre kalmayı başaran Greg Iles’ın ‘Nefret Tohumu’ adını verdiği romanını okurla buluşturuyor. Beklenmedik olaylar ve dehşet verici ayrıntılarla yüklü ‘Nefret Tohumu’, Greg Iles’ın en karmaşık ve unutulmaz romanı. Ünlü bir yazar olan Penn Cage’in ağzından anlatılan roman tam bir Güneyli kasabası hikayesi; iğrenç okullar, batmış bir ekonomi ve ırkçılığın yarattığı gerginlik sonucu ölüm döşeğinde olan bir kasabanın resmi bu. Iles, Natchez’i son derece gerçek karakterlerle dolduruyor ve ayrıcalıklı gençlerin artık yalıtılmış hayatlar sürmediğinin altını çiziyor. Penn Cage, Kate Townsend cinayetinin arkasındaki sarsıcı gerçeği meydana çıkardığında artık sessiz Güneyli kasabası hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaktır. ‘Nefret Tohumu’, yazar Greg Iles’in uzun süredir beklenen kahramanı Penn Cage’i yeniden karşımıza çıkarıyor. Romanın yeni karakteri ise gençlik dönemlerinde bir kaza sırasında Penn’in hayatını kurtaran saygın doktor Drew Elliott. Natchez’in önde gelen iki vatandaşı Drew ve Penn, mezun oldukları okul St. Stephen Prep’in idari kurulundadırlar.. Mississippi Nehri yakınlarında genç bir kız öğrencinin çıplak cesedi bulununca bütün topluluk adeta şoka girer. Ancak hiçbiri Penn’den daha şaşkın değildir çünkü kısa bir süre sonra en yakın arkadaşının, bu kızla tutkulu bir ilişkisi olduğunu öğrenecektir. Greg Iles (Yazar) Greg Iles 1960, Almanya doğumlu. Gençliğini Natchez, Mississippi’de geçirdi ve 1983 yılında Mississippi Üniversitesi’nden mezun oldu. Yıllarca ‘Frankly Scarlet’ adlı müzik grubunda çaldı. Greg’in romanları on ikiden fazla dile çevrildi ve dünya çapında yirmiden fazla ülkede yayımlandı. Yazar boş vaktinin çoğunu hâlâ müzik yaparak geçiriyor. Efsanevi grup The Rock Bottom Remainders’ın bir üyesi. Bu grupta da Dave Barry, Ridley Pearson, Stephen King, Scott Turow, Mitch Albom, Roy Blount Jr. ve James McBride gibi yazarlar da yer alıyor. Greg şu sıralar eşi ve iki çocuğuyla birlikte Mississippi’nin Natchez kentinde oturuyor. Bloody Mary adlı romanı Şubat 2005’te basıldı ve New York Times çok satanlar listesine sekiz numaradan giriş yaptı. Nefret Tohumu Artemis Yayınları, 643 sf. Çeviren: Demet Altınyeleklioğlu Tür: Roman 
|
|
|
|
|
Logged
|
ÜÇ KİŞİYE ACI; Cahiller arasında alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene! Şeyh Edebali
|
|
|
|
barkın
|
 |
« Yanıtla #39 : 04 Eylül 2006, 18:27:05 » |
|
Türk Rock Müziği’nin yaşayan efsanesi Erkin Koray’ın ‘Mezarlık Gülleri’ adını taşıyan kitabı Alfa Yayınları’ndan çıktı. Günümüze kadar çıkardığı albümlerle Türk Rock Müziği’nin babası unvanına sahip olan Koray, bu defa ‘Mezarlık Gülleri’ adlı şarkısıyla aynı adı taşıyan kitabı ile sevenlerinin karşısında. Omuzlarına dökülen ve çok tartışılan saçlarıyla, turuncu-siyah renkli geniş paçalı pantolonuyla sahnede yerinde duramayan, Hard Rock tarzı müziği ile duvarları sarsan, Türkiye’de “ilk”lerin ismi olan Erkin Koray kitabında müziğinin sertliğini, nükteciliğini, kavrayıcılığını satırlara döküyor. Bir “Dokümanter’le Karışık” Hikaye Kitabı alt başlığını taşıyan ‘Mezarlık Gülleri’nde Erkin Koray, eleştiri oklarını yöneltmekten çekinmiyor. Dil kurallarına uymayanlardan, Kaz Dağı’ndan değil de kutsal topraklardan su getiren hacılara, siyasilerden, biz ayrılamayız dediği gazetecilere kadar birçok kesim eleştirilerden nasibini alıyor. Öyle ki Koray, “Ders kitaplarının çoğunu, okumaya değer bulmuyorum” diyerek yeni bir tartışma yaratıyor. ‘Akrebin Gözleri’, ‘Öyle Bir Zaman Geçer ki’, ‘Sen Bana Sabır Ver’ gibi sevilen parçalarının sözlerinin bulunduğu kitapta Koray, sözlerdeki yüklü duygulardaki ince anlamlar üzerinde duruyor. Ayrıca çok ses getiren çalışmalarından biri olan ‘Estarabim’ parçasında geçen bu kelimenin ne anlama geldiğini, dikkatli okur, satırlar arasında bulabilir. KİTAPTAN _____________________ Mezarlık Gülleri Adamın biri vasiyet etmiş: “Ben ölünce”, demiş, “mezarımın üzerine gonca güller dikin. Onları, açıp da olgun birer gül haline gelinceye kadar başından hiç ayrılmadan sulayın. Sonra çekilin ve kendi hallerine, doğanın kucağına bırakın”. Sevenleri adamın bu vasiyetini tutmuşlar. Öldükten sonra mezarının üzerine her renkten gonca gül dikmişler. Ve bu gülleri de, gece gündüz başında sırayla nöbet tutarak sulamışlar. Sonra vasiyete uyarak, güller tamamen açıp olgunlaşınca sulamayı kesip, kendisine son bir “Allahaısmarladık” deyip mezarının başından ayrılmışlar. Gün geçmiş, mevsim gelmiş, yağmur yağmış, dökülen gül yaprakları sularla birlikte mezarın topraklarına karışmışlar. Öyle ki, bu sular, güllerin yaprak ve köklerindeki bütün özleri derinlere taşımışlar, taa adamın vücudunu sarıp içine karışıncaya kadar... Sonra, ilkbahar gelmiş. _____________________ Erkin Koray, ‘Mezarlık Gülleri’ adlı kitabında kimi zaman düşündürüyor, kimi zaman güldürüyor, kimi zaman da olmaz böyle şey dedirtiyor. Eleştiri oklarından siz de nasibinizi alabilir kimbilir tahammül sınırlarınız zorlanabilir. Mezarlık Gülleri Alfa Yayınları, 429 sf. Tür: Anı, deneme 
|
|
|
|
|
Logged
|
ÜÇ KİŞİYE ACI; Cahiller arasında alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene! Şeyh Edebali
|
|
|
|
barkın
|
 |
« Yanıtla #40 : 12 Eylül 2006, 19:15:26 » |
|
ŞİİRİM GİBİ YAŞADIM Hilmi Yavuz Söyleşi: Can Bahadır Yüce
Yaşamı Sorgulayan Sözler 70 yaşımda günler, benim için 50 ya da 60 yaşımdakinden çok daha yoğun geçiyor. Aslında giderek yaşın ilerlemesiyle birlikte, insanın kendi üzerindeki yükümlülükleri azaltması, daha dingin daha âsude bir hayat sürmesi beklenir, değil mi? Bende tam tersi oldu. 50 yaşıma ya da 60 yaşıma göre çok daha fazla yükümlülük üstlendim. Mesela 30 yaşındaki yaşamım gibi. [Hilmi Yavuz]
Ülkemizin en üretken, ve ürettikleriyle polemiklere en çok konu olan entelektüellerden biridir Hilmi Yavuz.
‘Şiirim Gibi Yaşadım’, Yavuz’un kendi hayatını anlattığı bir nehir söyleşi kitabı. Fakat hayatının en önemli dönemeçlerini, dünyayı algılayış ve yorumlayışını dile getirirken, istemese de polemik yaratacak cümleler kuruyor Hilmi Yavuz. Aslına bakılırsa Yavuz gibi ülkemizin düşünsel yaşamında belirgin bir yeri olan bir isimden daha “az”ını, daha “ılımlı”sını bekleyemeyiz.
‘Şiirim Gibi Yaşadım’, bir şairin/düşünürün genel bir yaşam anlatısı olmanın ötesinde bir yapıt. Türkiye’nin ’80 öncesinde en çalkantılı, ’80 sonrasında ise en tartışmalı dönemlerini yaşadığı tarihsel kesitin, gerek siyasal gerek kültürel açıdan, Hilmi Yavuz’un bakışıyla nasıl yorumlandığını da görüyoruz bu yapıtta.
‘Şiirim Gibi Yaşadım’, ülkemizin yakın tarihi üzerine yapılmış yeni bir yorum olarak da algılanmalıdır.
Şiirim Gibi Yaşadım Dünya Kitapları, 300 sf. Dizi: Söyleşimler Tür: Nehir Söyleşi
|
|
|
|
|
Logged
|
ÜÇ KİŞİYE ACI; Cahiller arasında alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene! Şeyh Edebali
|
|
|
|
barkın
|
 |
« Yanıtla #41 : 12 Eylül 2006, 19:16:24 » |
|
‘Komutan Atatürk’, sıradışı bir biyografi. Atatürk’ün yaşamının belli bir dönemini, askerlik ve komutanlık dönemlerini mercek altına alıyor. Ancak sadece Atatürk’ün yaşamını anlatmakla kalmıyor, yaşadığı dönemin ayrıntılı bir panoramasını çizerek, onun yetiştiği ve kişiliğinin meydana çıktığı koşulları da tanımamızı sağlıyor.
‘Komutan Atatürk’, Osmanlı İmparatorluğu’nun Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya Savaşları ile giderek hızlanan çöküş sürecinin ve Kurtuluş Savaşı’nın ayrıntılı bir tablosunu da gözler önüne seriyor.
Celal Erikan’ın özyaşamöyküsü ve yakın tarihi harmanladığı bu yapıtı, sadece bir kaynak kitap değil. Yalın dili ve akıcı anlatımıyla konuya ilgi duyan herkesin rahatça okuyabileceği bir tarihçe.
Komutan Atatürk (Cilt I-II) Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 863 sayfa Dizi: Tarih
|
|
|
|
|
Logged
|
ÜÇ KİŞİYE ACI; Cahiller arasında alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene! Şeyh Edebali
|
|
|
|
barkın
|
 |
« Yanıtla #42 : 13 Eylül 2006, 17:50:30 » |
|
1535, Venedik Cumhuriyeti... Kanuni Sultan Süleyman’ın Batı’nın kalbine doğru ilerleyen fetih politikası ve Osmanlı İmparatorluğu topraklarında “Nurbanu” ismini alacak olan Cecilia Venier Baffo... Zengin bir tüccarın kızı olan ve kendisine yasaklanmış kütüphanelerde ruhunu günahla dolduran Cecilia, Venedik Dükası’na yakınlığıyla bilinen bir ailenin ellerine babası tarafından teslim edildiğinde yalnızca on dört yaşındadır. İki yıl boyunca Türkçe eğitimi alan genç kız, güzelliği ve zekası sayesinde Hürrem Sultan’ın Topkapı Sarayı’ndaki mutlak hakimiyetini sarsacak, uzaklarda kalan Venedik’in Muhteşem Süleyman’a karşı umudu olacaktır. Osmanlı Tarihi’nin en güçlü kadınlarından biri olan Nurbanu’nun, esaretten sultanlığa uzanan duygu yüklü öyküsü, “Işık Prensesi” romanının bu ilk kitabında tüm sürükleyiciliği ile okurla buluştu. Işık Prensesi İnkılâp Kitabevi, 336 sayfa Çeviren: M. Nedim Demirtaş 
|
|
|
|
|
Logged
|
ÜÇ KİŞİYE ACI; Cahiller arasında alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene! Şeyh Edebali
|
|
|
|
barkın
|
 |
« Yanıtla #43 : 13 Eylül 2006, 17:51:32 » |
|
Dil gezgini bir yazardan, yaşamın ve yazının anlamına dair... “Yaşam” olarak adlandırdığımız ve her yanımızı, ona dair kurduğumuz tümceleri pek de umursamadan sarmalayan “şey”, bu kitapta yer alan metinlerin asal hedefidir. ‘Susan Bir Yerin Dili’ne dil gezgini bir yazarın “güncesi” demek yanıltıcı olmayacaktır. Feridun Andaç için dil yerin, zamanın biçimleyicisidir; yazı ise hayatı sorgulama eylemi. Andaç, insanın anlam arayışına çıkmasının aslında bir “gitme” eylemi olduğunu düşünmektedir. Bu eylem, salt mekanik bir “yer” değişimi değil, aynı zamanda bireyin kendisiyle/gerçekliğiyle yüzleşmesinin eylemidir. Gitmenin zenginliği, bağlanmanın duygululuğunu içselleştirir; ve biz, hayatı karşılayan sözlerde yazının gücünü görürüz. Andaç’ın metninde, bir yazarın gezindiği coğrafyalarda insana, mekâna, zamana, yazıya edebiyatın kurtarıcı gücüne bakışını adım adım izleriz. İç ve dış okumalara açık denemelerin izinden giderken, bu türün zenginleşen yanlarına da bakarız. Susan bir yeri biçimleyerek anlatan bir dil övgüsüyle karşımıza çıkan yazar, Susan Bir Yerin Dili’nde, yaşamı kavramaya yönelik çok-boyutlu metinsel bir eylem önerisi sunmaktadır bize. Susan Bir Yerin Dili Dünya Kitapları, 248 sf. Dizi: Sanat-İzdüşüm 
|
|
|
|
|
Logged
|
ÜÇ KİŞİYE ACI; Cahiller arasında alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene! Şeyh Edebali
|
|
|
|
barkın
|
 |
« Yanıtla #44 : 13 Eylül 2006, 17:52:54 » |
|
Hayvanlar hiç böyle anlatılmadı... Türkçe’ye ilk kez çevrilen ünlü İsviçreli yazar Hugo Loetscher’ in öykülerinin kahramanları bildik fabllardaki, “insanbiçimleştirilmiş” hayvanlar değil. İnsanların hizmetine sunulmuş makineler de değil. Tersine, kendi istemleri dışında düştükleri veya düşürüldükleri durumlarda bile hayvan kalmaya çalışan hayvanlar bunlar. Sadece hayvanlar... Uzun tüyleri hayalarındaki ameliyat yarasını örten kedi; mevsimleri, güneşi, saatleri tanımayan piliç; Pasifik kıyılarından “on üç uçuş saati” uzaklıkta bir akvaryumdaki palyaço balığı; askeri göreve koşulan katır; sağan ve sağılanlardan ibaret bir dünyaya kısılıp kalmış inek; şehvetin “tam ortasında” sadece en iyi bildiği şeyi yapmaya çalışan kasıkbiti; çorbaya batarken bir yelkeni andıran sinek; feromon kurbanı kabukböceği; yaşamı pamuk ipliğine değilse de zincire bağlı fil; seyirlik timsah; deney hayvanlarının en tercih edileni sıçan; tavşan olmayan bir tavşanın ardından koşan tazı; vestiyerde fısıldaşan tilki, fok, vaşak, tavşan, samur; mönü tabelasında bir satır: langust... Ve diğerleri... “İlaçlar ona ağızdan verilmiyor, baldırlarından şırınga ediliyordu. (...) Görevi ‘deneysel enfeksiyona ve yabancı bir maddenin yüksek dozda aplikasyonuna’ tepki vermekti. (...) Sıçan, görevinin sonunda öldü. (...) Başkalarının kaçınması gerektiği düşünülen şey, onun üzerinde başarıyla denenmişti.” “Rutin Test Sıçanı” “Bir deri öbüründen ayrıldığında şaklama sesi çıkıyor. (...) Sert ile yumuşak etin kaygan karışımına sümüksü bir madde bulaşıyor. (...) Kesik kesik soluk almalar, zevkten kaynaklanan ve feryadı andıran bir çığlığa dönüşüyor. (...) Sadece bit yerini koruyor.” “Konak Değiştiren Kasıkbiti” “Kemerleri bağladıklarında, maymunun direndiğini sanmışlardı, ama o sadece son bir kez her yerini iyice kaşımak istemişti. Sonra kemerleri sıkılaştırdılar ve ona çeşitli elektrogramlar ve elektrotlar bağladılar. (...) Böyle donanmış olarak, geriye sayma bitene ve roket ateşlenene dek bekledi...” “Uzay Kapsülündeki Maymun” İnsanbiçimciliğe ve insanmerkezciliğe indirilmiş sert bir darbe! Uzay Kapsülündeki Maymun Kanat Kitap, 116 sf. Çeviren: Mustafa Tüzel Tür: Hikaye(ler) 
|
|
|
|
|
Logged
|
ÜÇ KİŞİYE ACI; Cahiller arasında alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene! Şeyh Edebali
|
|
|
|