09 Ocak 2009, 23:20:38
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Sinema Haberleri  (Okunma Sayısı 2303 defa)
barkın
Uzman
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 422


barkin@kalitekontrol.org barkin_to@yahoo.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« : 01 Eylül 2006, 10:23:55 »


İzlediginiz, izlemek istediğiniz,... tüm filmler ve güncel haberler hakkında yazılarınızı tüm üyelerimizle paylaşmak için herkesin katılması dileklerimle.
Logged

ÜÇ KİŞİYE ACI;
Cahiller arasında alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatırlı iken itibarını kaybedene!
Şeyh Edebali

Logged
barkın
Uzman
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 422


barkin@kalitekontrol.org barkin_to@yahoo.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #1 : 01 Eylül 2006, 10:24:35 »

Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metrajı Film Yarışması'nda yarışacak Türk filmleri belli oldu.

Festivali Antalya Kültür ve Sanat Vakfı adına organize eden Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfının Genel Müdürü Sevinç Baloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, 16-23 Eylül 2006 tarihleri arasında yapılacak festivalin ulusal uzun metraj bölümünde bu yıl 9 filmin yarışacağını bildirdi.

Linkleri Görebilmek için Üye Olmalısınız!.
   

Festivalde yarışacak filmler ve yönetmenleri şöyle:

Araf: Biray Dalkıran
Aura: Orhan Oğuz
Cenneti Beklerken: Derviş Zaim
Eve Dönüş: Ömer Uğur
İki Süper Film Birden: Murat Şeker
İklimler: Nuri Bilge Ceylan
Kader: Zeki Demirkubuz
Kardan Adamlar: Aytan Gönülşen
Takva: Özer Kızıltan
Logged

ÜÇ KİŞİYE ACI;
Cahiller arasında alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatırlı iken itibarını kaybedene!
Şeyh Edebali
barkın
Uzman
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 422


barkin@kalitekontrol.org barkin_to@yahoo.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #2 : 05 Eylül 2006, 13:42:10 »

Linkleri Görebilmek için Üye Olmalısınız!.
    Bu yıl 43. düzenlenecek olan Antalya Altın Portakal Film Festivali için geri sayım başladı.
16-23 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan festivalde bu yıl 9 film yarışacak. Organize İşler, Hacivat Karagöz Niçin Öldürüldü ve Babam ve Oğlum gibi filmlerin TV'de gösterildiği ya da DVD'lerinin piyasaya sürüldüğü gerekçesiyle aday olamadığı festivalde yarışacak filmler şöyle:

Araf, Aura, Cenneti Beklerken, Eve Dönüş, İki Süper Film Birden, İklimler, Kader, Kardan Adamlar ve Takva.

Bu arada daha önce festivale katılacağı söylenen Salma Hayek'in, Antalya'ya gelemeyeceği açıklanırken Nastassja Kinski, Jacqueline Bisset ve Morgan Freeman gibi ünlü isimler festival davetlileri arasında yer alıyor.
 
Logged

ÜÇ KİŞİYE ACI;
Cahiller arasında alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatırlı iken itibarını kaybedene!
Şeyh Edebali
barkın
Uzman
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 422


barkin@kalitekontrol.org barkin_to@yahoo.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #3 : 05 Eylül 2006, 13:44:19 »

Aksiyon sinemasının en önemli yönetmenlerinden olan John Woo yeni filminin oyuncu kadrosunu şekillendiriyor. The Battle of Red Cliff adını taşıyacak olan film, "Romance of the Three Kingdoms" adlı klasik Çin romanının bir uyarlaması olacak.

Film, Çin'in üçe bölündüğü ve üç farklı kural koyucunun kontrolü altında olduğu dönemdeki olayları anlatacak. Milattan sonra 208 yılında geçecek olan ve Kızıl Uçurum (Red Cliff) Savaşı olarak adlandırılan ve 1 milyon askerin yer aldığı savaşı da içerecek olan filmin savaş sahneleri merakla bekleniyor. Woo'nun bu sahnelerde yüksek miktarda dublör ve görsel efekte yer vermesi bekleniyor.


Önümüzdeki Mart ayında çekimlerine başlanması planlanan filmin senaryosu Kaplan ve Ejderha'nın da senaryosunu yazan Wang Hui-Ling'e ait. Filmde yer alması beklenen isimlerse Chow Yun-Fat, Ken Watanabe, Tony Leung Chiu-Wai ve Tayvanlı top model Lin Chi-Ling.

Logged

ÜÇ KİŞİYE ACI;
Cahiller arasında alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatırlı iken itibarını kaybedene!
Şeyh Edebali
barkın
Uzman
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 422


barkin@kalitekontrol.org barkin_to@yahoo.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #4 : 05 Eylül 2006, 13:47:03 »

İşte Ağustos ayının en beğenilenleri:

1. Korkusuz
2. Göl Evi
3. Orman Çetesi
4. Korkunç Bir Film 4
5. Garfield 2
6. Sihirbaz
7. Canavar Ev
8. Amerikan Büyüsü
9. Ayrılık
10. Tatlı Hayat
Logged

ÜÇ KİŞİYE ACI;
Cahiller arasında alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatırlı iken itibarını kaybedene!
Şeyh Edebali
barkın
Uzman
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 422


barkin@kalitekontrol.org barkin_to@yahoo.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #5 : 19 Eylül 2006, 10:11:09 »

Linkleri Görebilmek için Üye Olmalısınız!.
   
Helen Mirren ve yönetmen eşi Taylor Hackford

Oscar tadında Altın Portakal
Geçtiğimiz yıl (ki Altın Portakal’ın uluslararası bir kimlik kazanması açısından önemli bir yıldı), “Daha, çok Altın Portakal görmek istiyorum” başlıklı bir yazıyla veda etmiştim Antalya’ya. Açılış gecesi Helen Mirren ve Faye Dunaway’le Oscar tadındaydı.

Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın 2005’te TÜRSAK ile Altın Portakal için işbirliği yapmaya başlamasıyla Festival, yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da ses getirmeye başladı. Peki değişen neydi? Değişen, Altın Portakal’ın, ülke sınırları içine hapsolup kalmayacağını haykırmasıydı.

Bir dünya festivali olmaya karar veren Altın Portakal, önce uluslararası katılımlı bir yarışma (Avrasya Film Festivali) organize etti; bu sene de -Türkiye için bir ilk olan- Film Market’i başlattı. Böylece, Antalya Belediye Başkanı Menderes Türel ile TÜRSAK Başkanı Engin Yiğitgil’in vizyonu gerçekleşti. Türkiye’nin sinema alanındaki en büyük organizasyonu, ulusal ve uluslararası yarışmaları ve ‘Film Market’iyle sacayağını kurmuş oldu.

Gelelim 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin perde arkası ve önünde gerçekleşen olaylara...

Festival, her geçen sene temposunu artırarak ilerliyor; takip edilmesi gereken toplantıların, atölye çalışmalarının, söyleşilerin, film gösterimlerinin (Türk filmlerinin önemli bir kısmının prömiyeri burada şatafatlı galalar eşliğinde yapılıyor) oluşturduğu trafik çok yoğun.

‘AJAN SMITH’ KLONLAR ARANIYOR!
Diyeceğim o ki, özel olarak odaklandığınız bir konu (Yarışan Türk filmleri, Avrasya’ya katılan yabancı filmler, konuklarla söyleşiler, Film Market’e iştirak eden çok sayıda şirketle kurulan bağlantılar vs.) yoksa, işiniz çok zor.

‘Ajan Smith’ klonlarınız mevcut değilse, aynı anda gerçekleşen etkinliklerden bazılarını feda etmeniz gerekiyor; ya da kendinizi! (Geçen sene festival dönüşü aşırı yorgunluktan zatürree olmuştum, üstünüze afiyet.)

YILDIZLAR KORTEJİ OLMAZSA, OLUR MU HİÇ?
Açılış Töreni, Cumartesi akşamı Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleştirildi. Öncesinde, gelenekselleşmiş olan Yıldızlar Korteji vardı elbette. Korteje ilginin, özellikle dünyaca ünlü yıldızların katılımıyla önümüzdeki yıllarda artacağı kesin.

HELEN MIRREN’DAN FAYE DUNAWAY’E...
Şebnem Dönmez ve Oktay Kaynarca’nın sunduğu törende, özellikle Dönmez’in Bollywood dansçılarıyla yaptığı gösterideki üstün başarısı, burnumuzun dibinde ne denli yetenekli bir ‘show girl’ olduğunu bir kez daha gösterdi; gerisini ‘diskocu’ Bollywoodçular düşünsün...
 

Linkleri Görebilmek için Üye Olmalısınız!.
   


Gecede en büyük ilgiyi -bu yıl Oscar’da iddialı oyunculardan- Helen Mirren ve ‘yılların eskitemediği’ ünlü aktris Faye Dunaway topladı.

(Not: Dünya sinemasının iki genç, güzel ve yetenekli yıldız kazandığını şimdiden açıklayabiliriz. ‘The Valley of Flowers / Çiçekler Vadisi’ filminin başrol oyuncuları aktris Mylene Jampanoi ve aktör Milind Soman. İzleyicileri selamlayan ikili büyük beğeni topladı. Film hakkında yorumum ve kendileriyle yapılan söyleşi pek yakında bu mecrada)
 

Linkleri Görebilmek için Üye Olmalısınız!.
   


BOMBAYI YILMAZ ERDOĞAN PATLATTI!
Jüriler tanıtıldı, filmlerden fragmanlar gösterildi, ama gecenin bombası, özel bir gösteri yapan Yılmaz Erdoğan’dan geldi. Evvelki senenin Altın Portakal adayı, geçen senenin jüri üyesi Erdoğan öyle bir açılış gösterisi gerçekleştirdi ki, spekülasyonları birkaç festival kifayet eder.

Yıllardır festivalden ödül alamamasından, bu yıl filmi ‘Organize İşler’in - ve de ‘Babam ve Oğlum’, ‘Karagöz Hacivat Neden Öldürüldü’ başta, birçok başarılı yapımın- yarışmaya kabul edilmemesine ve geçtiğimiz yıl jüride, “nasıl oldu, kim sesini yükseltti de ‘Türev’ birinci oldu”suna kadar, ‘inceden’ saydırdı ünlü komedyen.

“Sakın festivale geçirmece yaptığımı düşünmeyin ha!” diye diye yaptığı konuşma, bana, Shakespeare’in ‘Jül Sezar’ında, Antonius’un Sezar öldükten sonra attığı tiradı hatırlattı; tebrik ederim.

Bu yıl hangi filmlerin yarışmaya -ne sebeple- alınmadığı ve de geçtiğimiz festivalde ne kulis döndüğü konuları, bir başka yazımızın konusu...


Logged

ÜÇ KİŞİYE ACI;
Cahiller arasında alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatırlı iken itibarını kaybedene!
Şeyh Edebali
barkın
Uzman
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 422


barkin@kalitekontrol.org barkin_to@yahoo.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #6 : 20 Eylül 2006, 15:28:08 »

ABD’li görüntü yönetmeni Blain Brown’un yazdığı, tecrübeli görüntü yönetmenimiz Selçuk Taylaner’in Türkçe’ye kazandırdığı ‘Sinematografi’ Türk sinema yazınındaki önemli bir boşluğu doldurmak için atılmış önemli bir adım.

Linkleri Görebilmek için Üye Olmalısınız!.
   

Sinematografi, sinemacılar, eleştirmenler ve sinemaseverler tarafından sık anılmasına rağmen Türk sinema kaynakçasında hakkında pek az kitap bulunan bir kavram. Bu alanda daha önce yönetmen ya da görüntü yönetmenlerinin sınırlı deneyimlerini anlatan (Sergei Eisenstein’ın Film Duyumu, Robert Bresson’un Sinematograf Üzerine Notlar’ı ve Nestor Almendros’un Kameralı Bir Adam’ı gibi) ya da kavramın kapsamının ancak bir bölümünü aktaran (Daniel Arijon’un Film Dilinin Grameri gibi) kitaplar yayımlanmıştı; ancak bu pek ayrıntılı, netameli konuyu sistematik bir biçimde ele alan bir yayınla karşılaşmamıştık

Blain Brown, başlangıç aşamasından sonuna dek bir film çekiminde sinematografın yani görüntü yönetmeninin üzerine düşenleri bu alanın teknik ağırlığıyla oldukça başarılı bir biçimde başa çıkan, anlaşılır bir dille anlatmış.

Konuların anlatımındaki kurguda da bu dile uygun bir biçimde sinematografinin analitik birimi diyebileceğimiz ‘plan’ın oluşturulmasından başlayarak, bu birimin etkililiğini belirleyen görüntü düzenlemeleri, objektif kullanımı, ışıklandırma ve ışıklandırma araçları, renk ve renk denetimi gibi meselenin daha karmaşık kısımlarına doğru ilerliyor.

Böylece kitap, yalnızca sinema öğrencilerine, profesyonel sinemacılara önerilebilecek bir yayın olmanın da bir adım ötesine geçiyor.

Ne izlediği konusunda daha belirgin bir fikir edinmek isteyen sinemasever de yaptığı kayıtları yetkinleştirmek isteyen sıradan video kamera kullanıcısı da kitabı keyifle karıştırabilir.

Blain Brown da anlattıklarının çok büyük bir bölümünün klasik sinema kadar video için de geçerli olduğunu sık sık vurguluyor; kitapta başlı başına videoya ayrılmış bir bölüm bulunuyor.

Bir yapımda sinematografik uygulamaları üstlenen asıl kişinin ‘görüntü yönetmeni’ olarak adlandırılmasına bakarak sinematografinin basitçe ‘görüntü yönetimi’ olduğunu söylemek mümkün.

Kitabın arka kapağında ise terim, “hareketli görüntüden istenen anlamı elde etmenin koşullarını sağlama etkinliği” olarak tanımlanmış.

Sinematografinin “basit bir görüntüleme işinden çok ötesi” olduğunu söyleyen Blain Brown ise onu “düşünce, hareket, duygu, ton ve iletişimin söze gelmeyen tüm diğer biçimlerini alıp onları görsel terimler haline getirme süreci” olarak tanımlıyor.

Yani aslında sinematografi kapakta söylendiği gibi binlerce yıllık bir görsel deneyimi toparlamakla kalmıyor; her yeni filmin, her yeni sahnenin insanın anlam dünyasına yeni bir şeyler kattığı söylenebilirse eğer, bu anlam, Brown’un sinematografi tanımında sözünü ettiği süreç içinde oluşturuluyor.

Bu süreçte görüntü yönetmeni, yönetmeninin talepleri doğrultusunda, tasarıma saniyede yirmi dört karelik bir can veriyor.

Bu “can verme” işleminin yalnızca, çoğu kimsenin sadece vazgeçilmez bir zevk olarak algıladığı sinemayı var etmekle ilgisi olmadığını söylemek gerek.

İnsan hayatına getirdikleri ve ondan götürdükleri tartışmaya açık da olsa, modernliğin başından beri insan kültürü içinde görüntünün tuttuğu ağırlık artmakta ve sinema yüz yıldır bu hızlı görselleşme içindeki en güçlü ivmeyi sağlıyor.

Bu hızlı ilerlemede en önemli pay da yeninin -her yeni sahnenin ya da fikrin- ortaya çıkardığı sorunlarla başa çıkarak, bulunan çözümleri geçmişin deneyimine ekleyen, sinemanın üretim kültürü ve teknik hafızası olan sinematografinindir. Bir adım öteye geçerek, sinematografinin modernliğin olası bir antropolojisinin başta gelen inceleme alanlarından biri olduğu söylenebilir.

On altı bölümden oluşan kitapta beş yüzü aşkın fotoğraf kullanılmış. Sinematografi uygulamaları için gereken temel çekim, kamera konumlandırması, objektif kullanımı, ışık ve renk bilgilerinin aktarıldığı ilk bölümlerde fotoğraflar, Welles, Kurosawa, Kubrick, Bertolucci, Zinneman, Frankenheimer gibi ustaların yaptığı filmlerin ilgili uygulamaların kullanıldığı sahnelerinden alınmış.

Sinematografinin daha ince işlerinin anlatıldığı ilerleyen bölümlerdeyse, renk filtresi uygulamalarından özel efektlere kadar birçok teknik meseleyi örneklendiren fotoğraflar kullanılmış. Kitapta teknik meseleleri özetleyen, sınıflayan onlarca tabloya da yer verilmiş.


Sinematografi: Kuram ve Uygulama
- Cinematography Theory and Practice -
Blain Brown
Çevirmen: Selçuk Taylaner
Hil Yayınevi, 371 sayfa
Kategori: Çeviri / Sinema
Logged

ÜÇ KİŞİYE ACI;
Cahiller arasında alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatırlı iken itibarını kaybedene!
Şeyh Edebali
barkın
Uzman
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 422


barkin@kalitekontrol.org barkin_to@yahoo.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #7 : 03 Kasım 2006, 12:46:13 »

Merak ve heyecanla beklenen Cem Yılmaz filmi nihayet gösterime girdi. Bu filmi görmeden evvel, hakkında o kadar çok dedikodu yapıldı ki göresin gelmedi. “Hiç komik değil, acayip hayal kırıklığına uğrayacaksın” gibi sözler kulağıma geldi. Ali Taner Baltacı ile beraber yönetmenliğe de soyunan Yılmaz'ın filmi hakikatten gitmeye değer. Şöyle ki: hiçbir beklenti olmasın. Sahnede her zaman güldürmesine alıştığımız CM YLMZ'ın gene aynısını yapmasını bekleyenler beklediğini bulamayabilirler. Ama film gerek senaryo gerek görüntü ve müzik konusunda çok başarılı. Tema müziğini de Yılmaz kendisi bestelemiş.

Sahnelenen yerler, renkler, dekor ve kıyafetler çok güzel. Çocukluğunun gösterildiği başlangıç sahnelerindeki ev ve dekorasyonu ise kusursuz. Filmde beceriksiz ve başarısız bir sihirbazın turneye çıkışı konu ediliyor. Beraberinde çocukluk arkadaşı ( Tuna Orhan) “Maradona” lakaplı kişi ile babası (Mazhar Alanson) geliyor. Gönül hırsızı Fatma ise Özlem Tekin tarafından oynanıyor.  Hepsi ayrı ayrı ve beraber çok güzel oynuyorlar. Gezilen yollar, köyler, insan figürleri çok güzel resmedilmiş. Filmde espriler iyi, sürekli güldürüyor ama aynı zamanda düşündüren mesajları da var. Biraz aşktan bahsederken biraz da baba oğul ilişkisine de değiniyor.

Film boyunca düşündüğüm şey tüm oynayanların ne kadar insancıl olduklarıydı. Sanki filmde rol yapmıyorlar gerçek yaşamdan bir kesit filme çekilmiş gibiydi. Hayatta sihirler yoktur hepimiz biliyoruz. En önemlisi hokkabazın kendisinin biliyor olması. Bunu da sözleri ile dile getiriyor. “Ben gönüllü bir seyirciyi havada uçururken nasıl yaptığımı tabi biliyorum ama her seferinde kendi kendine uçmasını beklediğim anlar oluyor” gibi sözleri sarf ettiğinde sihrin halen olabileceğine inandığını söylüyor. Sihir belki yok ama hayatta mucizeler hep oluyor. Her sihirbaz gibi Cem Yılmaz'da hiçbir sahne sırrını filmde açıklamıyor. Merak edenlerin sihir kitabı almasını tavsiye ediyorum. Filmde aynı dakika içerisinde hem ağlatıp hem güldürmeyi becerene usta denmez de ne denir sorarım sizlere?

Eddi Anter
Logged

ÜÇ KİŞİYE ACI;
Cahiller arasında alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatırlı iken itibarını kaybedene!
Şeyh Edebali
barkın
Uzman
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 422


barkin@kalitekontrol.org barkin_to@yahoo.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #8 : 03 Kasım 2006, 12:56:02 »

‘Hokkabaz’ gösterimdeki 2’nci haftasında, seyirciyle buluşmaya devam ediyor. ‘Hokkabaz’ı ilk 10 günde 1 milyon 88 bin 791 kişi izledi.
Linkleri Görebilmek için Üye Olmalısınız!.
   

Cem Yılmaz’ın senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini Ali Taner Baltacı ile paylaştığı ‘Hokkabaz’ Türkiye’de 225, Avrupa’da 100 kopya ile gösterimde. Film, Türkiye’nin ardından Almanya, Fransa, Belçika, İsviçre, Avusturya ve İngiltere’de de seyircinin çok yoğun ilgisiyle karşılandı.

‘Hokkabaz’ın Türkiye seyirci rakamları:
İlk 3 gün: 247.912
İlk 7 gün: 832.108
İlk 10 gün: 1.088.791


FİLMİN KISA ÖYKÜSÜ...
İskender (Cem Yılmaz) hokkabazdır. Yani aslında sihirbazdır. Ama onun ve çocukluk arkadaşı Maradona’nın (Tuna Orhan) dışında herkes onun hokkabaz olduğunu düşünmektedir.

Linkleri Görebilmek için Üye Olmalısınız!.
   


Linkleri Görebilmek için Üye Olmalısınız!.
   

İstanbul’dan hızla kaçmak zorunda kalan ikili, turne programına İskender’in babası Sait’i de (Mazhar Alanson) dahil ederek, büyük risk alırlar. Baba, İskender’i takdir etmeyi uzun yıllar evvel bırakmıştır.

Turne üçlüyü kaynaştırırken, aynı zamanda görkemli bir dağılmaya sebep olur.

Filmin Künyesi
Yönetmen : Cem Yılmaz - Ali Taner Baltacı
Yapımcı : Necati Akpınar
Senaryo : Cem Yılmaz
Görüntü Yönetmeni : Uğur İçbak
Sanat Yönetmeni : Yaşar Kartoğlu
Müzik : Ozan Çolakoğlu
Kostüm Tasarım : Gülümser Gürtunca
Saç - Makyaj : Suzan Kardeş
Kurgu : Engin Öztürk
Yapım Şirketi : BKM Film
Dağıtım Şirketi : Kenda Film

Oyuncular:
Cem Yılmaz : İskender Tünaydın
Mazhar Alanson : Sait Tünaydın
Özlem Tekin : Fatma Nur Gaye Türksönmez
Tuna Orhan : Maradona
Tuncer Salman : Aslan
Kemal İnci : Cemal Aga
Gürgen Öz : Erkut
Caner Alkaya : Samidin
Ayçe Abana : Nuran Denizgünü
Bahtiyar Engin : Gazanfer Denizgünü
Selim Erdoğan : Emlakçı
Sennur Kaya : Emine
Ozan Uygun : İskender 8 yaş
İlker Sönmez : Maradona 11 yaş

Filmle ilgili ayrıntılı bilgi için: Linkleri Görebilmek için Üye Olmalısınız!.
   
www.hokkabazfilm.net



Linkleri Görebilmek için Üye Olmalısınız!.
   
Logged

ÜÇ KİŞİYE ACI;
Cahiller arasında alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatırlı iken itibarını kaybedene!
Şeyh Edebali
barkın
Uzman
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 422


barkin@kalitekontrol.org barkin_to@yahoo.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #9 : 03 Kasım 2006, 13:13:13 »

Unutulmaz ‘Matrix’ serisinin yaratıcıları Andy ve Larry Wachowski kardeşler, ünlü Japon çizgi filmi ‘Speed Racer’ı sinemaya uyarlayacak.

Linkleri Görebilmek için Üye Olmalısınız!.
   

Variety dergisinin haberinde, gelecek yaz çevrilecek filmin, 2008’de gösterime girmesinin planlandığı belirtildi. Filmin maliyeti ünlü prodüktör Joel Silver tarafından karşılanacak ve dağıtımını Warner Bros. yapacak.
1960’larda Japon Tastuo Yoshida tarafından yaratılan ‘Speed Racer’ genç bir sürücünün maceralarını anlatıyor.

Çizgi film ABD’de de gösterilmiş ve büyük beğeni toplamıştı.

Wachowski kardeşlerin üç bölüm halinde çekilen ‘Matrix’ filmleri, dünya çapında yaklaşık 1,5 milyar dolarlık gişe hasılatı elde etmiş bulunuyor.

Şimdiden Dört gözle bekliyorum.
Logged

ÜÇ KİŞİYE ACI;
Cahiller arasında alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatırlı iken itibarını kaybedene!
Şeyh Edebali
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.731 Saniyede 64 Sorgu ile Oluşturuldu S 0 1 2 3 4 5 7 NBA